Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...
En son yayınlar

İyi adam

  “İki Ada’m” Saçlar rüzgârda salınıyordu; sanki kasabanın güneşli meydanında değil de bir film sahnesindeydi. Üzerindeki kıyafetler sanki podyumdan yeni inmişti. İnsanlar bakıyor, fısıldaşıyor, hayranlıkla izliyordu. İyi Ada’m gülümsüyordu. Şehir onunla dosttu. Ama onun birkaç adım gerisinden, aynı yüzle yürüyen biri daha vardı: Kötü Ada’m. O, bakışların derinini görürdü. Şeklin, güzelliğin, “wow”ların ardındaki boşluğu duyardı. Gülümsemedi. İçinde başka bir hikâye vardı. Daha az parlak ama daha gerçek. Meydanın köşesinde karşılaştılar. Kötü Ada’m konuşmaya başladı. “Şekilcilik böyle bir şey işte… Dışarıdan her şey on numara. Ama azıcık tanı, her şey boş.” İyi Ada’m gözlerini kaçırdı. Belki bir şeyler demek istedi. “Ben kötü değilim,” dedi, “Ben sadece şirinim.” Ama o kadar naifti ki, küfrün kötü olduğunu bile küfürle dile getiriyordu. Kötü Ada’m içten içe güldü. O da şirindi aslında. Sadece içindeki karanlığa göz kırpmıştı bir kere. “Sen,” dedi Kötü Ada’m, “yazı ...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...