Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Onun Arabası Var. Güzel Mi Güzel

 Geçtiğimiz hafta Nuri Bilge Ceylan 62 yaşına ayak basmış. Mevzuya girmeden önce “özeleştiri geliştirir”  diyerek, Nuri Bilge Ceylan'ın şu sözlerini hatırlamamızda fayda var. "Mütevazılık hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız, saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz." Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerini tartışmaya açmakta fayda var. Bu tartışmayı başka bir yazı başlığında yapabiliriz. Sizlere üzerinde düşündüğüm bir konu hakkında yazacağım.  Arabalarımız, evlerimiz yani maddi hayat hakkında. Onun arabası var, güzel mi? güzel. güzel şarkıydı. Söz ve müziği Mustafa SANDAL'a ait olan şarkı, Mustafa SANDAL'ın  90'lı yıllarda çıkan albümünde yer almaktadır. Şarkı çıktığı yıllarda bir çok kişinin ağzına dolanmıştır. Şarkının klibinde ise Mustafa SANDAL beyaz pantolonu ve ara ara değişen siyah ve beyaz tişörtü ile o yıllarda insanlara garip ve eğlenceli gelen dansını yapmaktadır. Şarkıcının dans yaptığı yerlerin...

Teknolojiyle tükenmek mi? Üretmek mi?

  Teknolojinin ülkeler arası iletişimi kolaylaştırdığını yaşayarak görmüş oldum. Amatörce karalamalar yaptığım blogu ziyaret eden insanların ülkelere göre dağılımı. Teknolojinin insanlığa sunmuş olduğu iletişim uygulamalarını çocuklarımıza çok iyi öğretmenliyiz diye düşünüyorum. Teknolojiyi tüketmekten öte üretmeye katkı sunma açısından kullanmakta fayda var. Aslında bir çok imkanımız var. Yeter ki üzerimizdeki heyecansızlığı atalım. Heyecan, cesaret ve motivasyon ile çok güzel işler çıkartabiliriz. Bu amatör kardeşinizin karalamalarına ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Hatalarım olabilir. Katkılarınızla, sağlık ve ömrümüz olursa, ilerleyen yıllarda  daha güzel yazılar çıkar diye düşünüyorum.  Kalın sağlıcakla. 

Dijital Çağda Eğitim ve Öğretim

Bilginin bir kaynak tarafından bireylere yönlendirilmesi süreciyle bireylerin bilgiyi ezberlemesi ve depolaması dünyanın yapay zeka üzerine çalışmalar yaptığı çağımızda geçerliliğini yitirdiğini birçok uzman yazılarında ifade etmektedir. Yıllar önce bilgiye ulaşmak, bilgi sahibi olmak ve bu bilgiyi sunmak çok kıymetli becerilerdi. Evet, bilgi sahibi olmak çağımızda da önemli!! Ama bazı soruları kendimize sormayı gözardı etmememiz son derece önemlidir. Hangi bilgi? Bilgiye hangi yöntemlerle ulaşmak gerekir? Hangi bilgiyi geçerli kılmak gerekir?  Eğitim öğretim sürecinde gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetleri sadece sınava yönelik, öğrencilerin bir takım bilgileri ezberlemesi ve sınav esnasında dört ya da beş şıktan birini ezberlediği bilgiler doğrultusunda işaretleme yapmasına göre mi planlanıp yürütülüyor? Eğer öyle ise YouTube adlı dijital platformu hatırlamamızda fayda var. Neden mi? YouTube arama motoruna “Uzay”, “üslü sayılar”, “Osmanlı Yükseliş Devri” ve “hız problemleri...

Yerleşim Yerlerine Neden Müze Kurmalıyız?

  Müzeler; tarihi eserleri, sanat eserlerini, bilimsel eserleri, belgeleri ve tarihe tanıklık etmiş birçok materyali halka sunan ülkelerin, medeniyetlerin, toplumların hafızasını günümüze taşıyan çok önemli işleve sahip kurumlardır. Evet, müzeler bir yerleşim yerinin hafızasıdır. Geçmiş şimdiye ve geleceğe müzeler yardımıyla somutlaşarak taşınmaktadır. Bir köy, bir ilçe, bir il, bir bölge ve bir ülke tarih kitaplarında ciltler dolusu anlatılabilir. Bu anlatılanları müzeler görünür hale getirir. Somutlaşan tarih, insanlar tarafından özellikle çocuklarımız tarafından daha da anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde öğrenilebilir.  Müzeler yerleşim yerlerinin hafızasıdır. Bu hafıza yerleşim yerinde yaşayan insanlar arasında birlik ve beraberliği, ortak kültürü ve yerel tarihi şuurun kazanmasına katkı sağlamaktadır. Nasıl ki yerel futbol takımları insanları tek nefes haline getiriyorsa müzeler de bu nefesi yoğunlaştırmaktadır.  Peki nasıl bir müze? Teknoloji gelişti. Mimari gelişti...

Nereye Gidiyor Bu Yetişkinler?

"Nereye gidiyor bu gençlik?" cümlesini herkes hayatının belirli bir anında duymuştur. Evet, bu gençlik nereye gidiyor? Bu soru üzerine düşünmemizde fayda var!!! Bu soruyu genellikle orta yaş ve yaşlılar sormaktadır. Sorunun sorulma nedeni ise aslında bir olumsuzluğu dile getirmektir. Bu olumsuzluk gençliğin var olan durumu ile ilgilidir. Bizim zamanımızda şöyleydi, şimdi böyle oldu. Ah! ah! nerede o eski günler. Nereye gidiyor bu gençlik? Çağımız teknolojisi ile bilgi hızlıca yayılmaktadır. Bilginin hızlıca yayılması ile de hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bu değişim ve dönüşümün niteliği tabi ki önemlidir. Dünyanın küçük bir köy olduğu söyleniyor. Gelişen dijital mecralar sayesinde insanlar arası iletişim artmış bulunmaktadır. Gelişen iletişim teknolojilerini ise çoğunlukla gençler kullanmaktadır. Gelişen, değişen ve hızla ilerleyen dünyanın neresinde yetişkinler? Yetişkinler "tecrübeliler" tecrübelerini gençlere nasıl gösteriyor ve bu rehberliğin sonucu...

Eylemsel Rutinler ve Düşünsel Rutinler

  Günlük hayatımız belirli rutinlerle geçmektedir. Uyanmak, elimizi yüzümüzü yıkamak, kahvaltı yapmak, kıyafetlerimizi giymek, saçımızı taramak, montumuzu giymek ve evin kapısını açıp ayakkabılarımızı giydikten sonra işimizin yolunu tutmak. Yolu tutulan iş kişiden kişiye değişmekle birlikte yaptığımız eylemlerin araçları da kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Kimisi çok lüks bir evde uyanıp lüks eşyalarla bu eylemleri gerçekleştirirken kimisi de değişken standartlarda bu eylemleri gerçekleştirmektedir. Gerçekleştirilen rutinler ise bireyler arası pek de farklılık göstermemektedir. Rutinleri gerçekleştiren bireylerin ise her birinin parmak izi farklıdır. Yani kişiler birbirine benzememektedir.  Rutinleri gerçekleştirirken günü kurtarmaya mı yoksa geleceğe imza atmaya mı çalışıyoruz? Bazı insanlar için rutinler rutin olmaktan çıkabiliyor. Bu insanların duruşu, bakış açısı, gülüşü, yürüyüşü rutinden öte gidebiliyor. Rutin olmadan iş yapabilme becerisine sahip insanlar; yapt...

Yerel Elitistler

 Yerel elitistler itibarını şekillerinden alır. Yerel elitistler her alanda kontrolü elerine almaya çalışırlar. Yerel elitistler kapalı topluluklara mensupturlar. Yerel elitistlerin üyeleri arasında ışık hızına yakın iletişim ağı vardır. Yerel elitistler duruma ve zamana göre şekil alırlar. Yerel elitistler dedikodu yapmayı severler. Yerel elitistler birbirlerini de sevmezler. 

KARIN GETİRDİĞİ MUTLULUK

2020 senesinin son ayları, kar yağışı beklentisi ve özlemiyle geçti. Bu beklentinin ve özleyişin en önemli nedeni; yeterli yağış olmadığı için barajlarımızdaki su seviyelerinin düşmeye başlamasıydı. Bu durum bazı soruları da beraberinde getirdi. İnsanlar, kuraklık ve susuzluk kapıda mı? sorusunu sormaya başladı. Tabi bir yandan da COVID19 virüsü ile mücadele ediyoruz. Bu illette bir de kuraklık ve susuzluk mu eklenecek? diye hepimiz endişelendik. Neyse ki 2021 yılına girdik. Ocak ayının ortalarında ülkemizin çeşitli bölgelerine kar yağmaya başladı. Beklenen yağışın gelmesi hepimizi sevindirdi. COVID19 illeti ile mücadelede de sevindirici haber geldi. Ülkemize bu illetle mücadele edecek aşı getirildi. Sağlık personelimiz başta olmak üzere insanlarımıza aşı yapılmaya başlandı. Ocak ortası iyi geldi. Daha da iyi haberler gelmesi hepimizi toplum olarak sevindirecektir. Gelelim kara, küçükken en hayran kaldığım hava olaylarından birisidir kar. Evimizin camından dışarıyı izleyerek karın yağm...

Yattı Balık Yan Gider

 Evet, ben ağlanan yata yata maaş alan aciz bir sınıf öğretmeniyim.  Ben sınıfa girer girmez yatağıma yatarım. Öyle bir yatarım ki sizin evinizde bakmaya zorlandığınız altı yaşındaki çocuklar ben yattığım için okuma yazma öğreniveriyorlar. Tabi ki ben yatarken öğrenciler öyle güzel yazı yazıyorlar ki anlatamam sizlere. Öğrenciler matematiğin olmazsa olmazlarından dört işlemi evde öğrenip sınıfa geliyorlar. Çünkü ben sınıfta yatıyorum. Anlayışınız için çok teşekkür ediyorum. Ya değilse ben nasıl yatacağım? Problem cözme mi? Aaa!! o mu? Öğrenciler sekiz yaşında kendiliģinden problem çözüyorlar. Çözmeyi geç, problem yazıyorlar. Oluyor bu işler ben yatarken.  Öğrenciler sağını, solunu, önünü, arkasını, üstünü ve altını kavramlarını benim yatış durumuma göre öğreniveriyorlar. İnsanı değerler ve toplu yaşama becerileri ben yatarken iyice öğreniliyor.  Bütün bunlar olurken de  kıymetli medya öģretmene müjde haberleri veriyor. Uykum bölünüyor. Her ay ZAM alıyorum. Maaşı...

Dijital Çağda Bireyler ve Kurumlar-Fosilleşmemek

 21. YY ile sanayi devlerinin hakim olduğu dünya, dijital devlerin hakimiyetine girdi. Bu durum son üç senede iyice kendini belirginleştirdi. Yaşanan güç değişimi, kurumlarda ve bireylerde değişimi getirdi. Artık ezbere yaptığımız birçok rutin yok olacak. Ezbere rutin işler yapan kurumlar bir kaç seneye kalmaz  sönmüş ateş kömürü gibi görünecek uzaktan.  Yeni dünya düzenine kendi kimliğimizle uyum sağlayabilmemiz bizim elimizde. Zaman ve insan gücünü değerlendirme ile işe başlanabilir. Fosil olup kömürleşip yanmamak için nicel verilerden kurtulup nitel verilere yönelme zamanı. Ben şu kadar yıldır bu işi yapıyorum. Bu işin uzmanı benim devri bitti.  “Ben her an öğrenmeye açığım, öğrenirim, emek veririm”  diyebilenlerin devri başladı. Her birey kendi içinde reforma giderse güç bizde olur. Artık kendini güncelleyenler güçlü olacak. İşbirliği ve iletişim ile ortak hedefler etrafında güncellenip öğrenip gelecek nesillere güzel günler bırakmak ümidiyle.

Virüs salgını geçer ama değerlerimize virüs bulaşırsa geçer mi?

  Virüs salgını geçer ama değerlerimize virüs bulaşırsa geçer mi? bilemeyiz. Kültürümüzde misafire kolonya sıkılır. Zaman içerisinde bu kültürün toplum genelinde kabul edilişinin nedeni belki de ortama yeni gelen insanların dezenfekte edilmek istenmesidir. Kim bilir? Ama ne güzel düşünülmüş değil mi? Malum virüs nedeni ile ellerimizin sürekli dezenfekte edilebilmesi için toplumun kolonyaya yönelimi artmaktadır. Bu yönelime paralel olarak ise kolonya fiyatları yükselmektedir. Aynı durum maskede de söz konusu olmaktadır. Toplumu bir arada tutan, toplumun geneli tarafından kabul edilmiş değerler; eğitim öğretim sürecinde en etkili olarak model alınarak çocuklar tarafından kazanıma dönüşmektedir. Şimdi size soruyorum. Bu virüs geçer de değerlerimize bulaşan, çocuklarımıza kötü örnek olan virüs geçer mi?

Sorumluluk Değerini Hep Bir Üstlenen Oluyor mu?

  İlkokul öğretim kademesi ile birlikte “Sorumluluk” değerini çocuklarımıza nasıl kazandırıyoruz? “Sorumluluk” değerini çocuklar okullarda yaşantıları ile mi kazanıyor? Yoksa bir liste yaparak “Çocuğum!!! bunlar senin sorumlulukların, bunları yerine getirmen gerekiyor” diyerek çocuklarımızı sorumlulukları konusunda bombardımana mı tutuyoruz? Yap, yapmalısın, ben mi yapacağım?, milletin çocukları yapıyor, ifadeleri dilimizde çok mu kullanılıyor. Ya da sorumluluklar dilden öte davranış boyutuna geçemiyor mu? Daha da vahimi çocukların sorumlulularını yetişkinler mi üstleniyor?

Teknoloji Tarım Sanayi ve Eğitim

  Kayısı, ceviz, badem vb. yiyeceklerin sofralarımıza nasıl geldiğini, bu yiyeceklerin çekirdeğinin filizlenip nasıl fidan ve ağaca dönüşüp meyve verdiğini, buğdayın ve arpanın yetiştirilmesinde hangi serüvenlerin yaşandığı, gül dalının ilk baharda toprakla buluşarak filizlenerek nasıl gül açtığını, yumurtanın içinden nasıl civciv çıktığı ve bu civcivlerin anne ve babalarının ırkına benzediğini ve bir çok doğa olayını çocuklarımıza yaparak yaşayarak okullarda anlatmamızın önemi tartışılmazdır. Ülke olarak üretim faaliyetlerinde dünya ülkeleri arasında bir numara olmak istiyorsak okul öncesi ile birlikte öğrencilerin seviyelerine uygun yaşam alanları oluşturmamız bu süreçte faydalı olacaktır. Bir gül dalının nasıl gül bahçesine çevrildiği, bir asma dalının nasıl üzüm bağına dönüştüğü, bir kayısı çekirdeğinin nasıl bir kayısı bahçesi oluşturduğu, bir yumurtanın nasıl yumurta çiftliğine dönüşebileceğini anacak ve ancak planlı ve programlı eğitim faaliyetleri ile çocuklarımız kazanaca...

Corona Bizleri Şaşırtı

  Corona bizleri şaşırttı!!! Geçtiğimiz Mart ayından beri corona virüsü ile mücadele ediyoruz. Tehlikenin başladığı gün itibari ile devletimiz gerekli önlemleri aldı ve biz vatandaşlar da bu önlemlere uyarak salgının ülkemizde kötü seyretmesini engelledik. Toplumların başına gelen felaketlerde devletler ve yöneticileri vatandaşlarına iyi örnek ve rehber olarak gidişatı olumlu tarafa çekebilmektedir. Yaşadığımız virüs felaketi karşısında devletimizin ve yöneticilerimizin bizlere iyi örnek ve rehberlik ettiğini düşünüyorum. - [ ] Neyseki yeni normalleşme sürecine girdik. Epey de zaman oldu. Yeni normalleşme sürecinde ise biz vatandaşlara toplumumuzun iyiliği ve sağlığı İçin çok önemli ödevler düşmektedir. En büyük görevimiz ise temizlik, maske kullanımı ve mesafeye dikkat etmemiz. - [ ] Maske kullanımı konusunda ise artık bir yılgınlığa düştüğümüzü düşünüyorum. Önceleri titizlikle kullandığımız maskemizi artık ceza yememek için gelişi güzel kullanmaktayız. Zaten yolda yürürken, insa...

Öğretmen Rahatlığa Alıştı mı?

  Eğitim kurumları, yani okullar, elle sayılacak kadar bir kaç paydaşı olan kurumlar değil. Okullar ülkemizin en ufak kılcal damarı ile bağlantısı olan ve sayamayacağımız kadar paydaşı ile canlılık bulan dinamik kurumlardır. Okul içinde olağan ve rutin bir gün geçirmeniz mümkün değil. Okullara toplumun her kesiminden birey gelir. Yani herkesin ortak noktası okullardır. Okullarımızda, aynı ülkemizin barındırdığı yer altı ve yer üstü bereketleri gibi, gün yüzüne çıkmayı belleyen ülkemizin geleceğini aydınlatarak şekillendirecek nice nice beyinler bulunmaktadır. Karadeniz açıklarında bulduğumuz doğal gaz rezervine ülkece nasıl sevinip gururlandıysak. Biz öğretmenler de öğrencilerimize kazandırdığımız her beceri ve davranışa sevinip gururlanmaktayız. Bu doğrultuda da işimizin sorumluluğunu bilerek işimizi ciddi bir şekilde yapıyoruz. İşimizin sorumluluğunu ve ciddiyetini bazı hoş olmayan yorumlar eksiltmiyor. Hoş olmayan yorumlar karşısında, işimizi daha da sorumluluk ve ciddiyetle yap...

Dedikodu, Kin ve Nefretin Kaynağı Ne?

  İşi ile ilgilenen, işini daha iyi nasıl yapabileceğini düşünen; eylemlerinde ailesinin, toplumunun ve ülkesinin menfaatlerini ön planda tutan insanlar günlük hayatlarında dedikodu, kin, nefret vb. duyguların hayatlarında yer almasına izin vermezler. İzin vermek derken, akıllarına dedikodu, kin, nefret vb. olumsuz unsurlar gelmez, gelemez. Ama nerede algıları zayıf, çevresine duyarsız, bencil, çapını bilmez insan varsa... dedikodu, kin, nefret vb. unsurlar bu insanların hayat yemeklerinin vazgeçilmez malzemeleridir. Yapılan yemeği de tabi ilk aşçısı tatına bakar.... Sürçü lisan ettiysek affola Ne de güzel demiş Hoca Ahmed Yesevi, "Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkâr, fenâlık düşünmeye vakit bulamaz."

Kargalar Kadar Tecrübeli olduğunu İdda Edenler ve Bununla Övünenler

  Yaşanmışlık yaş ilerledikçe artmaktadır. Yani tecrübe yaş ile doğru orantılıdır da diyebiliriz. Fakat şu bir gerçek ki sağlıklı bir tecrübelenme yaşanılan her nesli iyi bir şekilde anlamayı ve yaşanılan zamanı iyi analiz ederek geçmişle yani köklerle ilişki kurmayı gerektirir. Ben çok yaşadım çok tecrübeliyim demek biraz eksik kalmaktadır. Ben çok tecrübeliyim, çünkü yaşadığım her anı iyi bir şekilde anladım ve çok iyi öğrenci oldum diyebilmekte mesele. Düşünsenize, kargalar kadar uzun yaşadığımızı!!! Günümüz teknoloji ve bilim çağında tecrübenin yanı sıra öğrenmeyi öğrenebilme ve araştırma yapabilme becerisi yüksek bireyler, etrafına katkı sağlayabilmektedir. Salt tecrübe ve yıl kargaların dünyasında önemli diyeceğim ama belki de değildir!!!

İnsan Güncellemesi

  Kendini güncellemeyen bir cerrah, bilgisayar mühendisi, araç motor ustası, cep telefonu tamircisi ve aşçı düşünün. Bu meslek grupları çoğaltılabilir. Bilgisayar mühendisinin Windows xp kullandığını, cerrahın lazer ameliyat sistemini kullanmadığını, motor ustasının sadece karbüratörlü araçlara baktığını, cep telefonu tamircisinin Nokia 3310 vb telefonlara baktığını ve aşçının dünya mutfaklarını bilmediğini düşünün. Yıllar insana ne kadar? Saçlar beyazlar bir de anlatacağın hikayeler artar. Eğitim öğretimle ilgilenen eğitimcinin ancak kendini okuyarak güncellenebileceği kesindir. Lafla peynir gemisi yürümüyor. ‬yani sonuçta şimdinin çocukları Nokia 3310 değil demi:)

Her Koşulda Dik Durabilmek

  Öğrenme yöntemlerinin en iyilerinden biri de yaşayarak öğrenmedir. Birey; Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olarak yaşayarak daha kalıcı ve pürüzsüz öğreniyor. Öğrenme ve deneyim ilişkisini atalarımızın “Bir musibet bin nasihatten iyidir “ sözü de vurgulamaktadır. Şair de “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyerek kaliteli yaşamın önemine vurgu yapıyor. Bu bağlamda nasıl? Yaşayacağımız, zamanımızı nasıl? Değerlendireceğimiz bizlerin elinde. “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Sözünü ifada eden yazarın sözünü belirtirken yaşamımızdan dersler alarak hayatımıza yön vermeliyiz diye düşünüyorum. Rüzgarlara karşı çınar ağacı gibi dik durursak, meyve vermesekte, vermeselerde hep ayakta kalırız. Sonuç olarak dik durabilmek için zararın neresinden dönersen kardır, demiş ünlü bir düşünür :)

1. Milli Eğitim Şurası'ndan Günümüze Ne Değişti?

  1. Milli Eğitim Şurası açılış konuşmasının son paragrafında şu ifadeler geçmektedir: “Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin." Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL Açılış konuşmasının son paragrafındaki ifadeleri kullanmadan önce ortaokul, lise ve üniversite hocalarının şu şikayetinden bahsetmekte: ortaokul öğretmenleri, öğrencilerin ilkokuldan hazır gelmediğini, lise öğretmenleri öğrencilerin Ortaokuldan hazır gelmediklerini ve üniversite hocalarının ise öğrencilerin liseden hazır olarak gelmediklerini şikayet etmektedir. Evet 1939 Yılından beri ne değişti? Şu an ne değişecek ? Tekrardan son paragraftaki soruyu hatırlamamız faydalı olacaktır. “Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin. " Kaynak: Talim Terbiye Kurulu internet adresi Şuralar bölümünde 1. Milli Eğitim Şurası. Anıl Esemen

Eğitimde Reform ve Algı Yönetimi

  Eğitimde başarısızlığın nedeni sadece yönetici atamalarına indirgeyen “eğitimciler” eğitim öğretim sürecinin ve yapılanmasının ne kadar karmaşık unsurlara sahip olduğunun farkındadırlar umarım. Hele ki binlerce yıllık bir geçmişi ve milyonlarca kişiye hitap eden eğitim sistemimiz varken. Eğitim öğretim sürecinin iyileşmesinde tabi ki yönetici atama ve “YETİŞTİRME” unsurunun iyileştirilmesi önemli bir unsur. Fakat bu noktada kendimize şu soruları sormakta fayda var diye düşünüyorum: ben ne kadar yetişmiş ve olgunum? Ben ne kadar yetiştirilmeye ve geliştirilmeye açığım? İç sesimizle Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar bizim olaya bakış açımızı yansıtacaktır. Hedef sadece mevcut yöneticilerin, sözüm ona bizim ideolojimizden olmayanların, değişmesi mi? Yoksa gerçekten sorunu irdeleyip analiz edip sentezleyip sorunun kaynağına inip birbiri ile ilintili olan eğitim sistemi unsurlarının düzeltilmesi mi? Gerçek niyet ne olmalı? Okul, sınıf, aile, öğretmen, ders kitapları, öğretim programlar...

DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?

  +++DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?+++ Ortaokul yıllarındayken, öğretmenimiz dünya haritasını sınıftaki tüm öğrencilerin rahat bir şekilde görebilmeleri için tahtaya astı. Ve sınıftaki öğrencilere şu soruyu yöneltti: Dünya haritasında ülkemizi yani Türkiye Cumhuriyetini gösterebilir misiniz? Sınıftaki öğrencileri hafif bir endişe sardı. Ne de olsa öğretmen soru sormuş, bu soruya yanlış cevap verebilmek ya da soruya cevapsız kalabilmek vardı. Ben de endişeliydim. Belki sorunun cevabını bir çok arkadaşım gibi biliyordum ama sınıftaki atmosfer ve öğrencilik psikolojisinden dolayı kafam karışmış heyecanla karışık endişe duygularına kapılmıştım. Yani o anki duyuşsal özelliklerim bilişsel özelliklerimin önüne geçmişti. Neyseki soru cevaplanmış, ülkemizin yeri dünya haritasında gösterilmişti. Bizler de rahatlamıştık. Sorunun cevabından sonra öğretmenimiz, ikinci soruyu sınıfa yöneltti: sizce ülkemiz bulunduğu konum itibari ile dünya üzerinde önemli bi...

Zor Günler

  Evet, dünyaca ve ülkece zor bir sene geçiriyoruz. En zor senemiz, aylarımız, haftalarımız, günlerimiz ve saatlerimiz bu zorluktan öte gitmesin. Zorluklar bazen toplumca yaşanır bazen de bireysel olarak yaşanır. Her toplumun zor anları olduğu gibi her insanın da yaşamında zor anlar vardır. Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar. İşte bu söz, zorluğun nerede ve kimde yaşandığını işaret eder. Bu noktada empati duygusu ve yardım severlik değeri insani özelliklerimizin kalitesine işaret etmektedir. Kişisel ve toplumsal olarak empati duygusuna ve yardım severlik değerine sahip oluş düzeyimiz ise milli birlik ve beraberlik değerine ne kadar sahip olduğumuzun düzeyini belirlemektedir. Zor günlerin bu güzel duygularla ve değerlerle aşılacağını ümit ediyorum. Sıcak bir dokunuşa ihtiyacı olanlara el uzatmak ve onları anlamak kolay olmasa gerek.

İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ

  #### #İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ#### iletişim kaynak ve alıcı arasında kanal aracılığı ile gerçekleşen çift taraflı bir gönderi paylaşma süreci olup süreç içerisinde kaynak alıcı durumuna, alıcı da kaynak durumuna gelebilmektedir. Kaynaktan alıcıya doğru tek taraflı gerçekleşen süreç iletim olmaktadır. İletimi gerçekleştiren kişi görevini yerine getirdikten sonra dönüt alamadığı için gönderinin alıcı tarafından nasıl algılandığını anlayamasa gerek. İnsani özelliklerimizin kalitesini belirleyen bazı değerler vardır. Doğruluk, dürüstlük, yardımlaşma, saygı, sevgi, hoşgörü vb. Kişinin kendinde olup olmadığını her zaman sorgulaması gerektiği düşünülen bu değerlerin varlığı iletişim süreci ile ortaya çıkabilmektedir. Toplum olarak tarafımıza yöneltilen gönderiyi sorgulayabilme, analiz edebilme, sentezleyebilme becerilerine sahip olmamız iletişim süreçlerini daha başarılı kılacaktır. Örneğin; birey iletişim sürecini iletim boyutunda bırakıp tarafına yöneltilen gönderiyi yukarıda belirt...

HİBRİT EĞİTİM

Yaşadığımız çağda eğitim öğretim süreçlerinde kullanılan öğrenme ve öğrenmeyi öğrenme yöntemleri değişmektedir. Bu değişim salgın dönemiyle birlikte Dünyada ve ülkemizde hızlanmıştır. Bilgiye ulaşma, öğrenme ve yeni beceriler kazanma okul içi ve sınıf içi etkinliklerin dışında dijital platformlarda da gerçekleşmeye başlamıştır. Teknolojik gelişimlere paralel olarak değişime başlayan dijital öğrenme ortamları eğitim öğretim süreçlerini verimli kılmaktadır. Harmanlanmış öğrenme yani “Hibrit Öğrenme”nin, yüz yüze eğitim ile çevrimiçi eğitim uygulamalarının birlikte kullanılmasıyla gerçekleşen bir eğitim modeli olduğunu ifade edilebiliriz. Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bazı araba markaları “Hibrit Motor” teknolojisine geçmiş bulunmaktadır. “Hibrit Motor” teknolojisini incelersek; hibrit motora sahip arabalar belirli kilometre hıza kadar elektirik enerjisi ile belirli kilometre hızdan sonra da benzinle yol almaktadır. Motorun bu yapısı, araca yakıt tasarrufu sağlamakla...

Biri Öğretmen Yatıyor Mu Dedi?

  Yaşam bir bulmaca ise bu bulmacanın çözümü için gerekli olan her bir çözüm yolunda bir öğretmenin gülüşü, sıcaklığı, yol gösterişi ve bakışı vardır. Yaşam bir manzara fotoğrafı ise bu fotoğrafın her bir parçasında bir öğretmenin portresi yer almaktadır. Gülüşüyle, sıcaklığıyla, bakışıyla ve yol gösterişiyle hayatımda portre oluşturan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenlik, nedir? Öğretmenlik sadece öğretmek sözcüğünden türemiş bir anlamı ifade etmemektedir. Öğretmenlik; ince bir gülüştür, bir damla gözyaşıdır, kalbin hızlı çarpmasıdır, heyecandır, sevgidir, saygıdır, güzelliktir, minik parmakların havaya kalkmasıdır, sabırdır, başarmaktır, mücadeledir, düşüncedir, görünmeyeni görünür hale getirmektir, bitmeyen bir kalemdir, ülkemizdir, değerlerimizdir, okuldur, devlettir, Bilge Kağan’dır, Akşemsettin olup Fatih’ler yetiştirmektir, okyanustur, şiirdir, evrendir, sanattır, bitmeyen sözcüktür, hayattır, uzun bir maratondur, ahlaktır...

Bilgi Kirliliği

  Birçok ülke, bilgi kirliliğine ve yanlış algı yönetimine karşı; eleştirel düşünme, eleştirel okuma ve medya okuryazarlığı becerilerinin vatandaşları tarafından kazanılmasını önemli görmektedir. Bu beceriler değerlerimizin de dezenformasyona uğramasını engelleyecektir.

Fosilleşmek mi? Gelişmek mi?

  Çağımız hızlı bir değişim, gelişim ve dönüşüm çağı... Değişim, gelişim ve dönüşüme; değişim, gelişim ve dönüşümü algılayıp kendi öz benliğimiz ile yoğurabilecek öğrenmeye açık bireylerle uyum sağlayacağız. Ya öz benliğimizle değişip gelişip dönüşeceğiz ya da fosilimizi bir yapıya bürüneceğiz. (100 seneden bahsediliyorum.)