Ana içeriğe atla

Öğretmenler Günü

 Yaşam bir bulmaca ise bu bulmacanın çözümü için gerekli olan her bir çözüm yolunda bir öğretmenin gülüşü, sıcaklığı, yol gösterişi ve bakışı vardır. 

Yaşam bir manzara fotoğrafı ise bu fotoğrafın her bir parçasında bir öğretmenin portresi yer almaktadır. 

Gülüşüyle, sıcaklığıyla, bakışıyla ve yol gösterişiyle hayatımda portre oluşturan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum.


Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenim! 

Öğretmenlik, nedir? Öğretmenlik sadece öğretmek sözcüğünden türemiş bir anlamı ifade etmemektedir. Öğretmenlik; ince bir gülüştür, bir damla gözyaşıdır, kalbin hızlı çarpmasıdır,  heyecandır, sevgidir, saygıdır, güzelliktir, minik parmakların havaya kalkmasıdır, sabırdır, başarmaktır, mücadeledir, düşüncedir, görünmeyeni görünür hale getirmektir, bitmeyen bir kalemdir, ülkemizdir, değerlerimizdir, okuldur, devlettir, Bilge Kağan’dır, Akşemsettin olup Fatih’ler yetiştirmektir, okyanustur, şiirdir, evrendir, sanattır, bitmeyen sözcüktür, hayattır, uzun bir maratondur, ahlaktır, adalettir,kitaptır, okumaktır, vefadır. Öğretmenlik doğmamış nesilleri düşünerek güzellikler düşlemektir. Bu ifadelerden öğretmenliğin bireylerin davranışlarına şekil vererek toplumumuzun vizyonunu ve misyonunu belirlemesine yön veren bir meslek olduğunu anlayabiliriz. 

Hayatım boyunca çok hatalar yaptım. Bu hatalar sayesinde de öğretmenlerimden çok şey öğrendim. Ve hale öğretmenlerimden çok şey öğrenmekteyim. Öğrenmekten de vazgeçecek niyetim yok. İnsan yalnız kaldığı zaman karşılaştıkları olaylara çözüm aramak için düşünür değil mi? İşte bu durumda falanca öğretmenim bu konuda şöyle yaklaşmış deriz bazen. Ne mutlu ki böyle öğretmenlerim aklıma hep gelir. Kendimi bu konuda çok şanslı hissetmekteyim. Fakat o öğretmenlerim benim bu durumumu bilmemektedir. İşte öğretmenlik böyle bir meslek. Katkı sunduğun öğrencinin senin sayende sorunlara çözüm bulduğunu göremezsin. Bir deniz yıldızı misali yorulmadan üzerimde emek veren tüm Öğretmenlerimin Öğretmenler günü canı gönülden kutluyorum.


ÖĞRETMEN Anıl Esemen

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?