Ana içeriğe atla

Şu "An"ın Koşulları ile Tarih Yazmak

"Tarih zamanın şartlarına göre değerlendirilmeli." ifadesi Tarih derslerinde kült olmuştur. Peki, zamanın şartları nasıl oluşuyor? Geçmişi oluşturan zamanın şartları da bir "an"dır. Şimdi yaşadıklarımız yani şu "an", ilerleyen süreçte tarih olacaktır. "Tarih yazmak" deyimini uygulanır hale getirmek ise yaşadığımız şu "an"ın nasıl olduğu ile ilgilidir. Şu "an", bireysel ve toplumsal olarak kaliteli ve önemli işleri içerisinde barındırıyorsa "Tarih yazmak" deyimini somut hale getirmek olanaksız değildir. 

"Tarih yazmak" için şu "an"ı iyi değerlendirmek gerekir. Şu "an"da yaşayan anne karnındaki bebekten, torunlarını seven bir dedeye kadar, insanları iyi analiz etmek gerekir. İnsanların hayallerini, ihtiyaçlarını, yaşam şekillerini, beklentilerini, yaptıklarını, yapabildiklerini ve bir çok özelliğini çok iyi değerlendirmekten bahsediyorum. İnsanları iyi değerlendirelim ki toplumsal yaşamda bu insanların yaptıkları ve yapacakları ile ahenk oluşturalım.

Sizlere dijital uygulamaların insanların hayatlarını nasıl kolaylaştırdığından bahsedeceğim. Öncelikle dijital platformların doğru bilgiye ulaşma ve fikir edinme işlevine değineceğim. Malum bir seneye yakın bir zaman oluyor, Covid19 salgını yakamızı  bırakmıyor. Ülkeler insanlığın salgın karşısında mağdur olmaması için kısıtlamalara gittiler.  Kısıtlamalar günlerimizi evlerimizde ya da iş yerlerimizde sınırlı sayıda insanla iletişim kurarak geçirmememize neden oldu. Saat 21'den sonra herkes evlerine çekilmektedir. Hafta sonlarında ise daha öncekinden daha fazla evlerimizin içerisinde zaman  geçirmekteyiz. Kısıtlamalar sürecinde evimizde daha fazla zaman geçirdiğimiz için bir çok insan dijital platformlarda daha fazla vakit geçirmeye başlamışlardır diye düşünüyorum. 

Daha önceki yıllada televizyonlar, insanlar üzerinde  yoğun bir uyarıcı özelliğe sahipti. Televizyon programlarının içerikleri insanların yaşam tarzlarının ve fikirlerinin şekillenmesine  olumlu ya da olumsuz katkı sağlıyordu. Şu an ise televizyonların yerini yavaş yavaş dijital platformlar aldığı ifade edilebilir. Neden mi? Bir çok birey zamanının çoğunluğunu dijital platformlarda geçirmektedir. Akıllı telefonların bu duruma etkisi oldukça çoktur. Çünkü bireyler, akıllı telefonları sayesinde bir parmak hareketi ile istediği içeriğe ulaşabiliyor. Bu bağlamda da merak edilen ve ihtiyaç duyulan bilgi, insanların baş parmağının ucundan ötede değil. 

Spor ayakkabı mı alacağız? Yoksa, bir cep telefonu mu? Almak istediğimiz ürünlerin bilgilerini içeren bir çok dijital platform var. Parmağımızın yapacağı bir kaç hareketle alacağımız ürünlerin özelliklerini okuyarak ürünler arası karşılaştırma yapmak suretiyle hangi ürünü alacağımıza karar verebiliyoruz. Bir konu hakkında fikir sahibi mi olmak istiyoruz? Yine o mükemmel baş parmağımızın yapacağı bir kaç hareketle dijital platformlar arası gezerek fikir sahibi olacağımız konu ile ilgili bilgi çeşitlerine yazılı, görsel ve video şeklinde ulaşıyoruz. Aynı şekilde oyunlar, filmler, belgeseller vb. bir çok içeriğe dijital platformlardan ulaşıyoruz. Sanırım covid19 kısıtlamaları ifade ettiğim platformlarda çokça vakit geçirmemizi neden oldu. Şu anki durumun iyi mi? yoksa kötü mü? olduğunun kararını size bırakıyorum. Tabi ki bu karara varabilmek için "evimizde internet, bilişim teknolojisi aletleri olmadan bir hafta sonu geçirseydik ne yapardık?" sorusuna da cevap vermemiz. iyi mi kötü mü cevabının sağlıklı olmasına katkı sunacaktır.

Baş parmağımızın ufak hareketleri sayesinde dijital platformlar üzerinde yapacağımız kısa süreli araştırma ile çeşitli bilgilere ulaşıp bilgiler arası karşılaştırmalar yaparak doğru bilgiye ulaşabiliriz. Aynı zamanda dijital platformlar üzerinde yapacağımız kısa süreli araştırmalar günlük hayatımızda vereceğimiz bir çok karara etki edebilmektedir. Kaliteli vakit geçirme adına dijital platformlar aracılığı ile film, dizi, belgesel vb.ni izleyebiliriz. Dijital oyunlar oynayabiliriz. Peki, biz dijital platformları nasıl kullanıyoruz?

Dijital platformları sadece kullanmak yeter mi? Dijital platformlarda içerik de üretebiliriz. İçerik olarak video, yazı, uygulama, oyun ilk aklıma gelenler. Bir Y kuşağı olarak Z kuşağı kadar dijital platformlara hakim olamadığım için üretebilecek içerikler olarak bunlar geliyor aklıma. Tabi ki konunun uzmanları bu içerikleri bizlere sıralayabilir. Hemen google girip arama motoruna "dijital platformlarda üretilebilecek içerikler" yazarsak, alanın uzmanlarından konuyla ilgili yazılı veya görsel olarak bilgi alabiliriz. 

İşte, dijital dünya böyle bir dünya. "Hemen" adlı anahtar sözcüğe sahip. Hantal bir yapıda değil. "Hemen" "her an" ve "her yerde" istediğiniz bilgiye ulaşabilirsiniz.

Gelcekte "Tarihi zamanın şartlarına göre değerlendirmeliyiz." ifadesini dikkate alacak torunlarımız, bizleri "Tarih yazmak" deyimine mi yakıştıracak, yoksa ?

 Tarih yazmak için  şu "an"ın olmazsa olmazlarından "Hemen" "her an" ve "her yerde" anahtar sözcüklerinin ışığında, nasıl bir eğitim öğretim modeli gerekli?.. Bunu da ilerleyen yazılarımızda değerlendirebiliriz. Fikirsel katkı sunmak için alttaki yorum kısmına düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Mutlu olurum.... 

Kalın sağlıcakla......


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?