Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dedikodu, Kin ve Nefretin Kaynağı Ne?

  İşi ile ilgilenen, işini daha iyi nasıl yapabileceğini düşünen; eylemlerinde ailesinin, toplumunun ve ülkesinin menfaatlerini ön planda tutan insanlar günlük hayatlarında dedikodu, kin, nefret vb. duyguların hayatlarında yer almasına izin vermezler. İzin vermek derken, akıllarına dedikodu, kin, nefret vb. olumsuz unsurlar gelmez, gelemez. Ama nerede algıları zayıf, çevresine duyarsız, bencil, çapını bilmez insan varsa... dedikodu, kin, nefret vb. unsurlar bu insanların hayat yemeklerinin vazgeçilmez malzemeleridir. Yapılan yemeği de tabi ilk aşçısı tatına bakar.... Sürçü lisan ettiysek affola Ne de güzel demiş Hoca Ahmed Yesevi, "Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkâr, fenâlık düşünmeye vakit bulamaz."

Kargalar Kadar Tecrübeli olduğunu İdda Edenler ve Bununla Övünenler

  Yaşanmışlık yaş ilerledikçe artmaktadır. Yani tecrübe yaş ile doğru orantılıdır da diyebiliriz. Fakat şu bir gerçek ki sağlıklı bir tecrübelenme yaşanılan her nesli iyi bir şekilde anlamayı ve yaşanılan zamanı iyi analiz ederek geçmişle yani köklerle ilişki kurmayı gerektirir. Ben çok yaşadım çok tecrübeliyim demek biraz eksik kalmaktadır. Ben çok tecrübeliyim, çünkü yaşadığım her anı iyi bir şekilde anladım ve çok iyi öğrenci oldum diyebilmekte mesele. Düşünsenize, kargalar kadar uzun yaşadığımızı!!! Günümüz teknoloji ve bilim çağında tecrübenin yanı sıra öğrenmeyi öğrenebilme ve araştırma yapabilme becerisi yüksek bireyler, etrafına katkı sağlayabilmektedir. Salt tecrübe ve yıl kargaların dünyasında önemli diyeceğim ama belki de değildir!!!

İnsan Güncellemesi

  Kendini güncellemeyen bir cerrah, bilgisayar mühendisi, araç motor ustası, cep telefonu tamircisi ve aşçı düşünün. Bu meslek grupları çoğaltılabilir. Bilgisayar mühendisinin Windows xp kullandığını, cerrahın lazer ameliyat sistemini kullanmadığını, motor ustasının sadece karbüratörlü araçlara baktığını, cep telefonu tamircisinin Nokia 3310 vb telefonlara baktığını ve aşçının dünya mutfaklarını bilmediğini düşünün. Yıllar insana ne kadar? Saçlar beyazlar bir de anlatacağın hikayeler artar. Eğitim öğretimle ilgilenen eğitimcinin ancak kendini okuyarak güncellenebileceği kesindir. Lafla peynir gemisi yürümüyor. ‬yani sonuçta şimdinin çocukları Nokia 3310 değil demi:)

Her Koşulda Dik Durabilmek

  Öğrenme yöntemlerinin en iyilerinden biri de yaşayarak öğrenmedir. Birey; Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor olarak yaşayarak daha kalıcı ve pürüzsüz öğreniyor. Öğrenme ve deneyim ilişkisini atalarımızın “Bir musibet bin nasihatten iyidir “ sözü de vurgulamaktadır. Şair de “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyerek kaliteli yaşamın önemine vurgu yapıyor. Bu bağlamda nasıl? Yaşayacağımız, zamanımızı nasıl? Değerlendireceğimiz bizlerin elinde. “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Sözünü ifada eden yazarın sözünü belirtirken yaşamımızdan dersler alarak hayatımıza yön vermeliyiz diye düşünüyorum. Rüzgarlara karşı çınar ağacı gibi dik durursak, meyve vermesekte, vermeselerde hep ayakta kalırız. Sonuç olarak dik durabilmek için zararın neresinden dönersen kardır, demiş ünlü bir düşünür :)

1. Milli Eğitim Şurası'ndan Günümüze Ne Değişti?

  1. Milli Eğitim Şurası açılış konuşmasının son paragrafında şu ifadeler geçmektedir: “Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin." Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL Açılış konuşmasının son paragrafındaki ifadeleri kullanmadan önce ortaokul, lise ve üniversite hocalarının şu şikayetinden bahsetmekte: ortaokul öğretmenleri, öğrencilerin ilkokuldan hazır gelmediğini, lise öğretmenleri öğrencilerin Ortaokuldan hazır gelmediklerini ve üniversite hocalarının ise öğrencilerin liseden hazır olarak gelmediklerini şikayet etmektedir. Evet 1939 Yılından beri ne değişti? Şu an ne değişecek ? Tekrardan son paragraftaki soruyu hatırlamamız faydalı olacaktır. “Mevcut öğretim bünyesini nasıl kurmalıyız ki her parçası birbirinden haberli olarak işleyebilsin. " Kaynak: Talim Terbiye Kurulu internet adresi Şuralar bölümünde 1. Milli Eğitim Şurası. Anıl Esemen

Eğitimde Reform ve Algı Yönetimi

  Eğitimde başarısızlığın nedeni sadece yönetici atamalarına indirgeyen “eğitimciler” eğitim öğretim sürecinin ve yapılanmasının ne kadar karmaşık unsurlara sahip olduğunun farkındadırlar umarım. Hele ki binlerce yıllık bir geçmişi ve milyonlarca kişiye hitap eden eğitim sistemimiz varken. Eğitim öğretim sürecinin iyileşmesinde tabi ki yönetici atama ve “YETİŞTİRME” unsurunun iyileştirilmesi önemli bir unsur. Fakat bu noktada kendimize şu soruları sormakta fayda var diye düşünüyorum: ben ne kadar yetişmiş ve olgunum? Ben ne kadar yetiştirilmeye ve geliştirilmeye açığım? İç sesimizle Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar bizim olaya bakış açımızı yansıtacaktır. Hedef sadece mevcut yöneticilerin, sözüm ona bizim ideolojimizden olmayanların, değişmesi mi? Yoksa gerçekten sorunu irdeleyip analiz edip sentezleyip sorunun kaynağına inip birbiri ile ilintili olan eğitim sistemi unsurlarının düzeltilmesi mi? Gerçek niyet ne olmalı? Okul, sınıf, aile, öğretmen, ders kitapları, öğretim programlar...

DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?

  +++DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?+++ Ortaokul yıllarındayken, öğretmenimiz dünya haritasını sınıftaki tüm öğrencilerin rahat bir şekilde görebilmeleri için tahtaya astı. Ve sınıftaki öğrencilere şu soruyu yöneltti: Dünya haritasında ülkemizi yani Türkiye Cumhuriyetini gösterebilir misiniz? Sınıftaki öğrencileri hafif bir endişe sardı. Ne de olsa öğretmen soru sormuş, bu soruya yanlış cevap verebilmek ya da soruya cevapsız kalabilmek vardı. Ben de endişeliydim. Belki sorunun cevabını bir çok arkadaşım gibi biliyordum ama sınıftaki atmosfer ve öğrencilik psikolojisinden dolayı kafam karışmış heyecanla karışık endişe duygularına kapılmıştım. Yani o anki duyuşsal özelliklerim bilişsel özelliklerimin önüne geçmişti. Neyseki soru cevaplanmış, ülkemizin yeri dünya haritasında gösterilmişti. Bizler de rahatlamıştık. Sorunun cevabından sonra öğretmenimiz, ikinci soruyu sınıfa yöneltti: sizce ülkemiz bulunduğu konum itibari ile dünya üzerinde önemli bi...

Zor Günler

  Evet, dünyaca ve ülkece zor bir sene geçiriyoruz. En zor senemiz, aylarımız, haftalarımız, günlerimiz ve saatlerimiz bu zorluktan öte gitmesin. Zorluklar bazen toplumca yaşanır bazen de bireysel olarak yaşanır. Her toplumun zor anları olduğu gibi her insanın da yaşamında zor anlar vardır. Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar. İşte bu söz, zorluğun nerede ve kimde yaşandığını işaret eder. Bu noktada empati duygusu ve yardım severlik değeri insani özelliklerimizin kalitesine işaret etmektedir. Kişisel ve toplumsal olarak empati duygusuna ve yardım severlik değerine sahip oluş düzeyimiz ise milli birlik ve beraberlik değerine ne kadar sahip olduğumuzun düzeyini belirlemektedir. Zor günlerin bu güzel duygularla ve değerlerle aşılacağını ümit ediyorum. Sıcak bir dokunuşa ihtiyacı olanlara el uzatmak ve onları anlamak kolay olmasa gerek.

İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ

  #### #İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ#### iletişim kaynak ve alıcı arasında kanal aracılığı ile gerçekleşen çift taraflı bir gönderi paylaşma süreci olup süreç içerisinde kaynak alıcı durumuna, alıcı da kaynak durumuna gelebilmektedir. Kaynaktan alıcıya doğru tek taraflı gerçekleşen süreç iletim olmaktadır. İletimi gerçekleştiren kişi görevini yerine getirdikten sonra dönüt alamadığı için gönderinin alıcı tarafından nasıl algılandığını anlayamasa gerek. İnsani özelliklerimizin kalitesini belirleyen bazı değerler vardır. Doğruluk, dürüstlük, yardımlaşma, saygı, sevgi, hoşgörü vb. Kişinin kendinde olup olmadığını her zaman sorgulaması gerektiği düşünülen bu değerlerin varlığı iletişim süreci ile ortaya çıkabilmektedir. Toplum olarak tarafımıza yöneltilen gönderiyi sorgulayabilme, analiz edebilme, sentezleyebilme becerilerine sahip olmamız iletişim süreçlerini daha başarılı kılacaktır. Örneğin; birey iletişim sürecini iletim boyutunda bırakıp tarafına yöneltilen gönderiyi yukarıda belirt...

HİBRİT EĞİTİM

Yaşadığımız çağda eğitim öğretim süreçlerinde kullanılan öğrenme ve öğrenmeyi öğrenme yöntemleri değişmektedir. Bu değişim salgın dönemiyle birlikte Dünyada ve ülkemizde hızlanmıştır. Bilgiye ulaşma, öğrenme ve yeni beceriler kazanma okul içi ve sınıf içi etkinliklerin dışında dijital platformlarda da gerçekleşmeye başlamıştır. Teknolojik gelişimlere paralel olarak değişime başlayan dijital öğrenme ortamları eğitim öğretim süreçlerini verimli kılmaktadır. Harmanlanmış öğrenme yani “Hibrit Öğrenme”nin, yüz yüze eğitim ile çevrimiçi eğitim uygulamalarının birlikte kullanılmasıyla gerçekleşen bir eğitim modeli olduğunu ifade edilebiliriz. Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bazı araba markaları “Hibrit Motor” teknolojisine geçmiş bulunmaktadır. “Hibrit Motor” teknolojisini incelersek; hibrit motora sahip arabalar belirli kilometre hıza kadar elektirik enerjisi ile belirli kilometre hızdan sonra da benzinle yol almaktadır. Motorun bu yapısı, araca yakıt tasarrufu sağlamakla...

Biri Öğretmen Yatıyor Mu Dedi?

  Yaşam bir bulmaca ise bu bulmacanın çözümü için gerekli olan her bir çözüm yolunda bir öğretmenin gülüşü, sıcaklığı, yol gösterişi ve bakışı vardır. Yaşam bir manzara fotoğrafı ise bu fotoğrafın her bir parçasında bir öğretmenin portresi yer almaktadır. Gülüşüyle, sıcaklığıyla, bakışıyla ve yol gösterişiyle hayatımda portre oluşturan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenlik, nedir? Öğretmenlik sadece öğretmek sözcüğünden türemiş bir anlamı ifade etmemektedir. Öğretmenlik; ince bir gülüştür, bir damla gözyaşıdır, kalbin hızlı çarpmasıdır, heyecandır, sevgidir, saygıdır, güzelliktir, minik parmakların havaya kalkmasıdır, sabırdır, başarmaktır, mücadeledir, düşüncedir, görünmeyeni görünür hale getirmektir, bitmeyen bir kalemdir, ülkemizdir, değerlerimizdir, okuldur, devlettir, Bilge Kağan’dır, Akşemsettin olup Fatih’ler yetiştirmektir, okyanustur, şiirdir, evrendir, sanattır, bitmeyen sözcüktür, hayattır, uzun bir maratondur, ahlaktır...

Bilgi Kirliliği

  Birçok ülke, bilgi kirliliğine ve yanlış algı yönetimine karşı; eleştirel düşünme, eleştirel okuma ve medya okuryazarlığı becerilerinin vatandaşları tarafından kazanılmasını önemli görmektedir. Bu beceriler değerlerimizin de dezenformasyona uğramasını engelleyecektir.

Fosilleşmek mi? Gelişmek mi?

  Çağımız hızlı bir değişim, gelişim ve dönüşüm çağı... Değişim, gelişim ve dönüşüme; değişim, gelişim ve dönüşümü algılayıp kendi öz benliğimiz ile yoğurabilecek öğrenmeye açık bireylerle uyum sağlayacağız. Ya öz benliğimizle değişip gelişip dönüşeceğiz ya da fosilimizi bir yapıya bürüneceğiz. (100 seneden bahsediliyorum.)