Ana içeriğe atla

HİBRİT EĞİTİM

Yaşadığımız çağda eğitim öğretim süreçlerinde kullanılan öğrenme ve öğrenmeyi öğrenme yöntemleri değişmektedir. Bu değişim salgın dönemiyle birlikte Dünyada ve ülkemizde hızlanmıştır. Bilgiye ulaşma, öğrenme ve yeni beceriler kazanma okul içi ve sınıf içi etkinliklerin dışında dijital platformlarda da gerçekleşmeye başlamıştır. Teknolojik gelişimlere paralel olarak değişime başlayan dijital öğrenme ortamları eğitim öğretim süreçlerini verimli kılmaktadır.

Harmanlanmış öğrenme yani “Hibrit Öğrenme”nin, yüz yüze eğitim ile çevrimiçi eğitim uygulamalarının birlikte kullanılmasıyla gerçekleşen bir eğitim modeli olduğunu ifade edilebiliriz. Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bazı araba markaları “Hibrit Motor” teknolojisine geçmiş bulunmaktadır. “Hibrit Motor” teknolojisini incelersek; hibrit motora sahip arabalar belirli kilometre hıza kadar elektirik enerjisi ile belirli kilometre hızdan sonra da benzinle yol almaktadır. Motorun bu yapısı, araca yakıt tasarrufu sağlamakla birlikte doğaya verilen zarar da en aza indirilmektedir.
“Hibrit Eğitim”in ve “Hibrti Motor”un alanlarında insanlara ve topluma sağlamış olduğu faydalar bulunmaktadır. Motor sistemlerinin teknik bir konu ve alanım olmadığı için avantajlarını yakıt tasarrufu ve çevre dostu olması konusunda değerlendirebilirim.
Hibrit eğitim modeli ile eğitim öğretim süreçleri sınıfı içi etkinliklerle sınırlı kalmayarak, 21 yy. öğrencilerinin hayatlarının büyük bir bölümünde kullandığı dijital ortamlarda yerini almaktadır. İnternet ortamında araştırmalar yapabilen, interneti etik kurallar çerçevesinde kullanabilen, karşılaşılan bilgiyi sorgulayabilen, bilginin özüne inebilen, çevrimiçi ortamlarda öğrenmeyi öğrenebilen, dijital ortamlarda kendilerini doğru ifade edebilen bireylerin çoğalması açısından eğitim neferi öğretmenlerin üstüne büyük sorumluluklar düşmektedir. Çünkü geleneksel anlaşışta olduğu gibi hayatla ilgili nasihatler, bilgi aktarımı, ezbercilik, bilgiyi sorgulamadan alma vb. unsurlar çağımızda geçerliliğini yitirmektedir.
Ülkeler sorumluluk sahibi, vatanını seven, mili birlik ve beraberlik duygusuna sahip, haklarını ve ödevlerini bilen vatandaşlar yetiştirmeyi demokratik kültürün gereği kendilerine misyon edinmektedir. Ülkemizin insanlarının milli birlik ve beraberlik duyguları ile yaşayabilmesinin ve bunu öğrenebilmesinin ön koşullarından biri de dijital platformları kullanan bireylerin bu platformları özüne uygun, doğru, ve demokratik ilkleri gözeterek kullanmasıdır. Eğitim öğretim ortamlarında dijital platformların, planlı ve programlı bir şekilde kullanılması öğrencilerin bu platformları kullanırken istenilen becerileri de sahip olmasına katkı sağlayacaktır.
Dünya ülkelerinin yarıştığı konular ile ilgili anahtar sözcükler Şunlar: Öğrenmeyi öğrenme, dijital dünya, okuduğunu sorgulama, bilgileri ayrıştırma ve birleştirme. . .
Anıl Esemen

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?