Ana içeriğe atla

Dedikodu, Kin ve Nefretin Kaynağı Ne?

 İşi ile ilgilenen, işini daha iyi nasıl yapabileceğini düşünen; eylemlerinde ailesinin, toplumunun ve ülkesinin menfaatlerini ön planda tutan insanlar günlük hayatlarında dedikodu, kin, nefret vb. duyguların hayatlarında yer almasına izin vermezler. İzin vermek derken, akıllarına dedikodu, kin, nefret vb. olumsuz unsurlar gelmez, gelemez. Ama nerede algıları zayıf, çevresine duyarsız, bencil, çapını bilmez insan varsa... dedikodu, kin, nefret vb. unsurlar bu insanların hayat yemeklerinin vazgeçilmez malzemeleridir. Yapılan yemeği de tabi ilk aşçısı tatına bakar....

Sürçü lisan ettiysek affola
Ne de güzel demiş Hoca Ahmed Yesevi,
"Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgahtaki sanatkâr, fenâlık düşünmeye vakit bulamaz."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?