Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bahar Zamanı

  Günler uzuyor, geceler kısalıyor. Bahar, sessizce yaklaşıyor. Ağaçlar uyanıyor, esniyor. Toprak derin derin nefes alıyor. Güneş gülümsüyor: “Ben geldim!” diyor. Kışın bozduğu yollar onarılıyor. Kuşlar geri dönüyor. Çay bahçelerine daha çok sandalye konuyor. İnsanlar sabah uyanmak istemese de Güneş pencereye vurunca İçlerinden dışarı çıkmak geliyor! Karıncalar, tatil bitti diye hazırlanıyor. Çiftçiler tarlasında çalışıyor. Arılar kovanlarında “Acaba hangi çiçek daha tatlıdır?” diye düşünüyor. Parklara çiçekler ekiliyor. Çocuklar sokaklarda daha çok koşuyor, Daha yüksek kahkahalar atıyor. Bazı evlerde heyecan başlıyor: “Acaba sobaları ne zaman kaldırsak?” Bazılarında ise: “Bu yaz düğünümüz var!” sevinci… Üniversitelerde şenlikler konuşuluyor. Yeni doğan bebekler İlk kez baharı görüyor. Her şey canlanıyor, her yer renkleniyor. Ve sonra… Biraz daha güneş, biraz daha sıcaklık… Yaz geliyor! Ama bir gün, Yapraklar sararır, Rüzgar esmeye başlar. İ...

Bahardan Sonbahara

  Bahar Geliyor Günler uzamaya başladı. Gecelerse fark ettirmeden kısalıyor. Bahar yavaş yavaş geliyor. Doğanın iç sesi uyanıyor; ağaçlar esniyor, toprak nefes alıyor. Güneş, artık daha çok ve daha cesur gösteriyor kendini. Kış boyunca bozulan yollar onarılıyor, doğa kadar şehirler de toparlanıyor. Tatil planı yapanlar çoktan yerlerini ayırttıysa, 20 gün sonra geriye bir 40 gün kalıyor saymaya. Çay bahçelerinin önüne daha fazla sandalye diziliyor. Sabahları insanlar hâlâ “biraz daha uyuyayım” havasında, ama pencereye vuran güneş ve ardından gelen bir yağmur, dışarıya çıkmak için bir kıpırtı bırakıyor içerde. Karıncalar uzun molalarının ardından iş başı yapmaya hazırlanıyor. Belediyeler park ve bahçelere rengârenk çiçekler ekiyor. Evlerde “sobaları ne zaman kaldıralım?” sorusu sorulmaya başlanıyor. Düğün yapacaklar hazırlık telaşına giriyor. Çiftçi tarlasında yoğun bir mesainin içinde. Arılar, kovanlarında hangi çiçekten bal alacaklarının hesabını yapıyor. Üniversitelerde ba...

İyilik ve güzellik

 Biz, dostlarımızın ve insanlığın hep mutlu olmasını isteyenlerdeniz. İnsanların mutluluğu, bizleri de mutlu eder; onların kötü durumda oluşları ise içimizi yakar ve gözyaşlarına sebep olur.  Her bir bireyin hayatında sevgi, saygı ve mutluluk dolu anların olması için çaba harcamalıyız.Hayat, zorluklarla dolu olabilir, ancak bu zorluklar karşısında birbirimize destek olmak, dayanışma içinde olmak, en önemli görevlerimizden biridir.  Dostluk, bu hayatta en değerli hazinelerimizden biridir. Gerçek dostlar, mutluluğumuzla mutlu olan, üzüntülerimizi paylaşan ve bize güç veren kişilerdir.Allah, bize de mutluluğumuzla mutlu olan ve üzüntümüze çare arayan dostlar nasip etsin. Bu dostluklar, hayatımıza anlam katarak, karanlık günlerde bile ışığımızı bulmamıza yardımcı olur. İnsanların içindeki fesat duyguların dirilmemesi dileğiyle, iyilik ve güzelliklerin her zaman artmasını temenni ediyorum. Unutmayalım ki, iyilik yapmak ve başkalarına yardım etmek, hem bizim ruhumuzu besler hem...

Yüzeyde Kalan Eğitim

 Yüzeyde Kalan Eğitim Dinlemeye, anlamaya, öğrenmeye ne kadar uzağız… Oysa konuşmayı, anlatmayı, öğretmeyi görev bellemişiz. Ama bir şeyi anlatmak, onu gerçekten bildiğimiz anlamına gelmez. Öğretmek, her zaman öğrenmiş olmak demek değildir. Derinlemesine iş yapmaktan korkar olmuşuz. Yüzeysel olanı tercih ediyor, alalade olanla yetiniyoruz. Çünkü derinlik çaba ister, zaman ister, sabır ister. Oysa çağımız hız çağı; hızlı konuş, hızlı öğret, hızlı tüket… Ama unuttuğumuz şey şu: Derinlikte değer vardır. Bir öğrencinin gözünün içine bakarak onu dinlemek, Bir çocuğun duygusunu anlayarak ona yaklaşmak, Bir fikri yalnızca aktarmak değil, içselleştirmek… Gerçek eğitim; bilgi vermek değil, anlam oluşturmaktır. Ve anlam, sadece kelimelerde değil, kalpte ve davranıştadır. Öğretmenlik mesleği, yalnızca bilgi aktarma süreci değildir; aynı zamanda öğrencilerin düşünsel ve duygusal gelişimlerine katkıda bulunma sorumluluğunu taşır. Öğretmenler, öğrencilerini dinlemekten ve onların ihtiyaçlarını a...

Yapay Zeka ve Değerlerimiz

Yapay Zeka ve Değerlerimiz Yapay zeka artık elimizin altında, adeta bir baş parmağı mesafesinde. Teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşma konusunda devrim niteliğinde kolaylıklar sağladı. Artık sadece bilgiye erişmiyor; onu yazılı, görsel, hatta işitsel olarak da üretebiliyoruz. Bilgi her zaman önemliydi. Bilgiyi vermek ve almak bir zorunluluk. Ancak günümüzde daha da önemlisi; bilgiye nasıl ulaştığımız, onu nasıl sorguladığımız, karşılaştırdığımız ve ondan nasıl çıkarımlar yaptığımızdır. İşte tam da bu noktada yapay zeka devreye girdi. Bu karmaşık işlemleri bizim adımıza yapabilen sistemler hayatımızın bir parçası oldu. Günlük yaşamda da, iş hayatında da işlerimizi kolaylaştıracak şekilde konumlandı. Peki ama… Teknoloji neyin yerini alamaz? Teknoloji; doğruluk, dürüstlük, vatanseverlik, merhamet, saygı, sevgi gibi insani değerlerin yerini alabilir mi? İşte burada bizlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Değerlerimizi çocuklarımıza yalnızca sözle değil, yaparak, yaşayarak, örnek olarak aktar...

Okullar Açılıyor

 Yarın okullarımızı açıyoruz.  Yeni eğitim öğretim yılımız hayırlı olsun.  Unutmamalıyız ki değerlerimiz, teoriden, söylemden, görüntüden vb. den öteye gidemiyorsa, yanlış yoldayız, düşünmeliyiz?  Değerlerimizin derinlemesine içselleserek davranışlarımızda görünmesi; disiplinin, planin, programın özverinin ve zamanın bu davranışın ortaya çıkmasında önemli katkılar sağladığı  anlamına gelmektedir.  Önce kendimiz, sonra çevremiz değişecek. Biz büyükler Neysek, çocuklarımızda o olacak....  Velhasıl, çocuklarımıza iyi örnek olmalıyız. İyi örnek olmak için de çok çalışmalıyız. 

Söylem ve icraat

 Milli duruşun söylemle, sloganla,işaretle, yüksek sesle,vb. manipilatif hareketlerle gerçekleştiğini düşünürsek; vatanı için işini; disiplinle, sabırla, azimle, gayretle yapanlara haksızlık etmiş oluruz.

Neye yeteriz?

  Şiir şiiri,  Resim resmi, Fotoğraf fotoğrafı, İyi güzeli, Güzel iyiyi, Neysek ona yetişiriz. Neyi; Yaşıyorsak,  Gülüyorsak, Duyuyorsak, Kokluyorsak, Tadıyorsak, Görüyorsak, Onunlayız, ona yeteriz. A.E.

Susarsın

 Ayda yılda, haftada yolda, günde yanda… akla gelen sözler şiirimsi oluyor…. Bazen susarsın, sadece susarsın… Kana kana konuşanlara inat! Kana kana susarsın… Su ki doldurur boşluğu, Sen kana kana susarken, Sadece izler, süzer ve susarsın. Kana susar, susarsın kana kana tüm anlamsızlığa, kibire, kabire.. Susarsın…. Çünkü su, sar, son Anıl Esemen

Sayılar ve ...

 Sayılar sayılır, Sayılır sayılar, Say ki sayılar, Sayıl sayıl bağırır, Sayılara sayılara, Sadece sayılara, Baka baka, Saya saya, Buluşur, Sayılar....

Siddet

  Okul yolu o kadar sesiz ki Şiddette karşı çığlık atıyordu. Çiğ bir cehalete,  çığ gibi kenetlenen Bir duruş sessizliği kaplamıştı Okul yolunun okul ile ilgisi kalmamıştı.

Kendi Halindelik

 Kendi halindeliğin eşiğini aşmışlık, Eşikten atlamak mı? Kendi halindelik mi? İnsan kendi halinde ya da ne halin varsa görde kalmadıkça.... Kendinden çok şeye kalacak.... Sımsıkı sıkılarak,kendi halinde, ne halimiz varsa görelim....

Gazeticiler Günü

 Gelişen teknolojiler sayesinde sosyal medya başta olmak üzere elektronik bilgi mecraları çoğalmış bulunmaktadır. Ayrıca herkes bir yazar, gazeteci… yani bilgi aktaran olmuştur!! Bilgi aktarımı süreci sınırsızlık ve özgürlük boyutuna ulaşmıştır. Herkes, her şeyi zaman ve mekan kaygısı olmadan özgürce paylaşabilmektedir. Bu noktada çağımızın vebası medya dezenformasyonuna dikkat çekmek gerekmektedir. İnsanları kasıtlı bir şekilde paylaşılan görsel, video ve yazı ile aldatma anlamına gelen medya dezenformasyonu adeta kanayan yara halini alarak insanların algılarına ve davranışlarına zarar vermektedir.  İşte bu noktada gazetecilerimize çok büyük görevler düşmektedir.  Bizlerin tarafsız ve doğru haberi almasını sağlayan profesyonel gazetecilerin “10 Ocak Çalılan Gazeteciler Günü”nü tebrik ediyorum. Anıl Esemen

Yeni Yıl Yeni Gün

 Bugün yeni bir yıla girdik.  Nasıl ki ömrü olan yeni bir güne uyanıyorsa ömrü olan 2024 yılının ilk gününe uyandı. Saatler, günler, haftalar, aylar ve yıllar;  bir ölçüte dayalı olarak bir şekilde geçmiyor mu? Zamanın nasıl geçtiği mi önemli? Yoksa zamanın geçmesi mi önemli? Dedik ya sağlıklıysan ömrün varsa zaman geçiyor. Sen istemesen de uyusan da otursan da zaman geçiyor.  Zamanın geçmesi biz insanların olgunluğu ve dünyayı daha çok sahiplenip pişkinlik yapabilmesi için iyi bir kriter mi? Bir insan düşünelim iyiyi, doğruyu, güzeli, ahlakı başucundan eksik etmemiş. İnsanlığa hizmet etmiş.  Kendisinden sonraki nesil için faydalı olmuş. Çalışmış çabalamış. Benliğini hiçe saymış.  Ama 30 sene yaşamış.  Başka bir insan düşünelim iyiyi, doğruyu, güzeli, ahlakı kendi çıkarlarına göre yaşamış ve insanları sürekli yargılamış. Dedikodu başucundan eksik olmamış. İnsanlığa şeklen ve sözde hizmet etmiş. Kendisinden sonraki nesli hakir görüp o nesle çelme takmay...

O ana

 Zaman aman! Geçiyor yaman, İki avuç olan, Kocaman. Çoğul ekleri kovalar, İkişer ikişer eşyalar, Oyunlar, oyuncaklar, Karıştırmalar... Şükürler olsun Yaradana, Emanet olduğumuz o ana, Sağlık, huzur ve mutluk, Sığsın o ana... Anıl Esemen

Öğretmene Mektup

   Sevgili Öğretmenim, Yıllar yıllar önce yağ satardık, yerden yüksek oynar,  bal satardık, gazoz kapaklarını toplar, deve ile cüce olup gece gündüz oynardık. Mavi önlükler içinde okulumuza koşarken, iskarpin ayakkabılarımız bir yıldız gibi parıl parıl parlardı. Kumaş mendilimiz cebimizde, ay ve yıldız önlüğümüzün yakasında, acaba çıtçıtlı kalem kullanmaya ne zaman geçeceğiz sorusu  kafamızda, silgilerimiz ise boynumuzda. Çarpım tablosunu kaçlara kadar biliyorsun? sorusu arkadaşlarımızla gündemimiz arasında. Canımız, meleğimiz, sevgili öğretmenimiz ise hayatımızın her anında. Kitabımın sayfasını çevirmeyi, defterimin sayfalarını ataçlamayı, kalemimin ucunu sivriltmeyi ve okuma ve yazmayı… senin sıcaklığın ve sevgin ile öğrendim, öğretmenim.  Çocuktum, küçüktüm zaman hiç bitmeyecek gibiydi. Sanki her an sen yazınımda olacaktın; doğruyu, iyiyi ve güzeli gösterecektin. Senin varlığın o kadar güven veriyordu ki hata yapmaktan korkmuyor, nasıl olsa öğretmenim var diy...

Öğretmenler Günü

 Yaşam bir bulmaca ise bu bulmacanın çözümü için gerekli olan her bir çözüm yolunda bir öğretmenin gülüşü, sıcaklığı, yol gösterişi ve bakışı vardır.  Yaşam bir manzara fotoğrafı ise bu fotoğrafın her bir parçasında bir öğretmenin portresi yer almaktadır.  Gülüşüyle, sıcaklığıyla, bakışıyla ve yol gösterişiyle hayatımda portre oluşturan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenim!  Öğretmenlik, nedir? Öğretmenlik sadece öğretmek sözcüğünden türemiş bir anlamı ifade etmemektedir. Öğretmenlik; ince bir gülüştür, bir damla gözyaşıdır, kalbin hızlı çarpmasıdır,  heyecandır, sevgidir, saygıdır, güzelliktir, minik parmakların havaya kalkmasıdır, sabırdır, başarmaktır, mücadeledir, düşüncedir, görünmeyeni görünür hale getirmektir, bitmeyen bir kalemdir, ülkemizdir, değerlerimizdir, okuldur, devlettir, Bilge Kağan’dır, Akşemsettin olup Fatih’ler yetiştirmektir, okyanustur, şiirdir, evrendir, sanattır, bitmeyen sözcüktür, hayattır, uzun bi...

Sokağın Tavanı

 Sokağın tavanı delinmişcesine yağmur yağıyor.  Sokağın tavanının gözleri boşalırcasına ağlıyor.  Sokağın tavanı yangın çıkmışcasına yağıyor. Sokağın tavanı yağıyor, ağlıyor, söndürüyor, temizliyor.... Anıl Esemen

Isdırap ile yaşamak

Isdırap, rahatsızlık verir insana. Hatta insanın fiziksel aktiviteleri de etkilenebilir bu ısdırap durumundan. Isdirabın nedeni; bir istek, kötü gidiş vb. durumlardan olabilir. İnsan ısdırabının geçmesi için bir sonraki seviyeye adım atmak ister.... Bilmez ki insanoğlu ısdırabı geçirecek arzunun yerine gelmesi ya da kötü gidişin ortadan kalkması daha büyük ısdıraplar oluşturacak kimyasında.... bazen mevcut ısdıraplarla yaşayıp ısdırapla mutlu mesut yasamak gerekir.  17.11.2023 Anıl Esemen

Sürmek

 Çağımızın önemli becerilerinden biri de ... "sürdürülebilirlik" becerisidir. Üç noktaya istediğimizi koyabiliriz. İş sürdürülebilirliği, saygı ve sevgi sürdürülebilirliği, arkadaşlık sürdürülebilirliği vb. Sürdürülebilir sekilde bilissel ve duyusal farkındalık ile davranış gösteren bireyler, ne degerli bireylerdir.  Sürmek için ehliyet gerekli mi? Evet, insan olma ehliyeti.... Anıl Esemen

İletişim ve Değerler

 #####İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ#### iletişim kaynak ve alıcı arasında kanal aracılığı ile gerçekleşen çift taraflı bir gönderi paylaşma süreci olup süreç içerisinde kaynak alıcı durumuna, alıcı da kaynak durumuna gelebilmektedir. Kaynaktan alıcıya doğru tek taraflı gerçekleşen süreç iletim olmaktadır. İletimi gerçekleştiren kişi görevini yerine getirdikten sonra dönüt alamadığı için gönderinin alıcı tarafından nasıl algılandığını anlayamasa gerek.  İnsani özelliklerimizin kalitesini  belirleyen bazı değerler vardır. Doğruluk, dürüstlük, yardımlaşma, saygı, sevgi, hoşgörü vb. Kişinin kendinde olup olmadığını her zaman sorgulaması gerektiği düşünülen bu değerlerin varlığı iletişim süreci ile ortaya çıkabilmektedir.  Toplum olarak tarafımıza yöneltilen gönderiyi sorgulayabilme, analiz edebilme, sentezleyebilme becerilerine sahip olmamız iletişim süreçlerini daha başarılı kılacaktır.  Örneğin; birey iletişim sürecini iletim boyutunda bırakıp tarafına yöneltilen gönde...

Çocuklar

 COVID19 illeti bizlere büyük bir salgın yaşattı. Salgın sürecinde ölümleri günlük olarak ekranlardan izledik.  Ya! Filistinli ölen çocukların, Ya! Filistinli ölen annelerin, Ya! Filistinli ölen canların sayısı? Hangi ölüm masumdur? Hangi salgın bu kadar çocuk öldürür?

Sonbahara Veda

  Sonbaharı süpürüyorlar  Kış mı gelecek? Beyaz bir örtü saracak süpürüleni Yavaş yavaş eriyecek  Sırılsıklam olacak süpürülen Sular akacak... Seller olacak.... Akıllarda beyaz örtünün saflığı kalacak.. Kara kışın beyaz örtüsü mü olur Yağacak  Yağmur durmaz havada.. Anıl Esemen

21. YY PRAGMATİK ( YARARCI) İLİŞKİLER

 21. YY PRAGMATİK ( FAYDACI) İLİŞKİLER "Selam verdik borçlu çıktık" derler ya... evet selam verip borçlu çıkabiliriz. Selam vermek bizlerin iradesinden olan bir davranış. Ya selamı kendi çıkarımız için veriyorsak. Yani selamı karşımızdakini borçlu çıkarmak için veriyorsak.  Hangisi daha makbul? Selam verip borçlu çıkmak mı? Selam verip borçlu çıkarmak mı? İnsan ilişkilerimizde temel ölçütümüz kendi cıkarımız mı olmalı? Yoksa temel insani ölçütlere göre mı ilişkilerimizi yönlendirmeliyiz? Kendi hedefine ulaşmak için satranç oynadığını düşünerek arkadaşlıklarını ve dostluklarını kendi çıkarları üzerine kuranlar, satranç bittiğinde piyonlar ile birlikte keseye konacaktır.  Selam verip borçlu çıkaracağıma, Selam verip borçlu çıkarımı felsefe edenler kazanacaktır.  Güç her zaman beklentisi ve korkuları olmayanda olacaktır. Beklenti ve korku güçsüzleştirir. Dünya fani... nefes sayılı... neden bu telaş?

Kutlu olsun.. kutlu olacak.

 +++DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?+++ Ortaokul yıllarındayken, öğretmenimiz dünya haritasını sınıftaki tüm öğrencilerin rahat bir şekilde görebilmeleri için tahtaya astı. Ve sınıftaki öğrencilere şu soruyu yöneltti: Dünya haritasında ülkemizi yani Türkiye Cumhuriyetini gösterebilir misiniz? Sınıftaki öğrencileri hafif bir endişe sardı. Ne de olsa öğretmen soru sormuş, bu soruya yanlış cevap verebilmek ya da soruya cevapsız kalabilmek vardı. Ben de endişeliydim. Belki sorunun cevabını bir çok arkadaşım gibi biliyordum ama sınıftaki atmosfer ve öğrencilik psikolojisinden dolayı kafam karışmış heyecanla karışık endişe duygularına kapılmıştım. Yani o anki duyuşsal özelliklerim bilişsel özelliklerimin önüne geçmişti. Neyseki soru cevaplanmış, ülkemizin yeri dünya haritasında gösterilmişti. Bizler de rahatlamıştık. Sorunun cevabından sonra öğretmenimiz, ikinci soruyu sınıfa yöneltti: sizce ülkemiz bulunduğu konum itibari ile dünya üzerinde önemli bir...

Insanız

 İnsanız... Gelmişiz.... Yürüyoruz... Arada bir... Durup Koşuyoruz... Aldanıyoruz... Neyse ki... Anlıyoruz... Nedir bu telaş... Gelmişiz... Gidiyoruz... Durmuyoruz... Gidiyoruz... Onurlu... Durup... Durmadan... Gidiyoruz... Neden... Tüm... Telaşe... ??? Anıl ESEMEN

Eleştiri ve pişmişlik

 Eleştiriye tahammül derecesi kişinin pişmişliği ile doğru orantılı olup, kişinin alınganlık derecesi ise hamlık derecesi ile doğru orantılıdır. Yani eleştiriye tahammül edebilme ile  alınganlık ters orantılıdır.

Maddiyat ve biliş

 Maddi olana verilen değer ile manevi olana verilen değer arasında çok ince bir çizgi vardır. Bilişsel düzeyde meydana gelen gelişim ile manevi olan maddi olanın önüne geçmektedir. Görünen olmayan, sayılamayan ya da dokunulamayan şeylerin de değerli olduğunu bilişsel seviyemizin gelişimi ile daha iyi anlayacagız. Ve bu bilişsel seviyenin gelişiminde bir sınır olmadığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Baraj su ve vicdan

 Barajlardaki şu seviyesinin azalması susuz kalacağımız için bizleri endişelendiriyor da kalplerdeki vicdan seviyesinin azalması bizleri endişelendirmiyor mu? Savaşsız, toz pembe bir dünya olacağına inanarak yaşayıp savaşın olmayacağını düşünecek kadar temiz bakabilir miyiz sınırlarımıza? Yaşlılara, hamilelere, engellilere saygı duyup toplu ulaşımda yer vermemiz gerektiği bilincinde yaşarken, trafikte araba sürerken bir yaşlı, hamile ya da engelli sürücüye tahammül edemeyip haykirabiliyor muyuz? Yaya geçidi yokmuş gibi geçip kırmızıdan yeşile döner dönmez ışık yolda yayaların üstüne araçlarımızi sürüyor muyuz? Değerler, teoriden öteye gidip uygulamada nasıl var olacak? İşte bu soruyu cevaplamalıyız.  Bilgi aktarımı ile değerler kazanılır mi? Duygu ve vicdan eğitimi nerede verilecek ? Akıl akıldan üstündür üzerine kurulmuş eğitim sistemimizde duygu ve vicdan üstünlüğü ne zaman önem kazanacak.  Anıl ESEMEN 22.10.2023

Analiz

 Okuma yazmadan başlayarak düşünebilme yeteneğimizi ortaya çıkaran, kalemtraşla kalem açmayı, defter ve kitapta sayfa çevirmeyi bizlere öğreten ve bizleri yıllar sonra üniversite de analiz sentez yorum gücüne ulaştıran Değerli öğretmenleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Lütfen analiz sentez ve yorum yetimizi doğru kullanalım da öğretmenleriniz görüp ağlamasın.!!!

Fatih'i Anlamak

 "İmkânın sınırını görmek için  imkânsızı denemek lâzım." Fatih Sultan Mehmed Hân Kendisine konfor alanı oluşturmak ve egolarını tatmin etmek için binbir takla atıp sağa sola iftira atanlar ve sadece yer kaplayanlar Fatih’i anlayanlar değildir.  Fatih’i anlayanlar gevezelik yapanlar değil çalışanlardır. Fatih’i anlamak; ilimdir, bilimdir, kendini bilmektir.  Fatih’i anlamak; istikrardır, okumaktır, disiplindir, önce kendini yönetmektir. Fatih’i anlamak; plandır, programdır, hayaldir, araştırmaktır, icraata geçmektir.

SUSARSIN

 Ayda yılda, haftada yolda, günde yanda… akla gelen sözler şiirimsi oluyor…. Bazen susarsın, sadece susarsın… Kana kana konuşanlara inat! Kana kana susarsın… Su ki doldurur boşluğu, Sen kana kana susarken, Sadece izler, süzer ve susarsın. Kana susar, susarsın kana kana tüm anlamsızlığa, kibire, kabire.. Susarsın…. Çünkü su, sar, son Anıl Esemen

Bu topraklarda yaşamının durusu

 Anadolu topraklarında şanlı ay yıldızlı al bayrağımızı dalgalandıracak olanlar düşünen, sorgulayan ve bu doğrultuda davranış gösteren insanlar olacaklardır. Dıştan ve içten gelebilecek tehlikeleri anlayacak insanlar bu insanlardır. Bu topraklarda yaşamanın bir DURUŞU Vardır.

Yaftalamak!

 Sevgiden, ilgiden, ciddiyetten, düşünceden ve ruhtan uzak; yaftalamadan, ayrıştırmadan, anlayışsızlıktan, sistemsizlikten ve ne yaptığını bilmemezlikten geçilmeyen kurumlar ülkemizin geleceğine atom bombası atmaktadır. Bir kurumun çıktıları, yıllar sonra, izlediği stratejinin doğruluğunu ve geçerliliğini ortaya çıkartmaktadır.  Biz nerede yanlış yapıyoruz ya da yaptık demeden suçlu arayarak yaftalama sürecine girenler, emin olun ki kendi suçlarını ve ilgisizliklerini bastırmaya çalışmaktadırlar.  Bu ülkenin her bir vatan evladı değerlidir. Hiç bir evlat birilerinin keyfini ve rahatını sürdürebilmesi için feda edilemez. Çağ değişiyor diyoruz. Evet! Çağ değişiyor. Nesiller farklılaşıyor. Oturup da nesil çatışmasıyla ömrünü tüketenler! Çatıştığınız nesli de siz büyüttünüz. Oturup nesli anlamak! Sorunlara merhem olup çatıştığınız nesille ortak bir dil bulabilmek varken! Neden bu çatışma?  Mevcut durumun özeti: test sonuçlarına göre yaftala! Hayat hikayesini ve bireysel ...

Düşkün

 DÜŞKÜN Bu sabah uyandığımda gökyüzünün karanlık olacağı aşikâr. Dışarda yağmıyor kar. Pek de yağmazdı buralara bu kadar kar. Son dört gündür baya baya yağdı kar. Her ne kadar yağmasa da kar. Yollarda yürürken düşmeme mücadelesi verir efkâr. Düşmek deyince geldi aklıma ilkokul yılları. “Kendi düşen ağlamaz.”  atasözünün ben de uyandırdıkları. Evet, o yıllarda yere düşmek ile sınırlıydı bu atasözünün anlamı akıllarda. Ne de olsa bilmezdik dünyanın geniş anlamını bu kadar. Kurardık geniş zamanlı cümleler derslerimizde. Zaman geniş. Dedim ki bakayım Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “düşkün” sözcüğü ne demek? Çıktı karşıma şu anlamlar: “Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun” “Geçim sıkıntısına düşmüş” “Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş” “Değer ve onurunu yitirmiş” “Kötü yola düşmüş, ahlaksız” Ne sözcükmüş düşkün sözcüğü. İlk görüldüğünden farklı farklı anlamları varmış. “Kendi düşen ağlamaz.” yere düşersek, fiziksel olarak bir acı hiss...

Karnemi Zaman Makinasına Koydum

  ZAMAN MAKİNESİ   Çok kitap okuduğumu söyleyemem, yazı yazdığım ise hiç görülmemiştir. Kalbimden gelen mürekkepler, kafamda dolanan kalemleri dolduruyor. Ellerimdeki kalem ucu harekete geçiyor. Çok da iyi bir yazı olacağını düşünmüyorum. Ama yazı olabilir…. Anne, baba… Nasılsınız? Bir dönemin daha sonuna geldik. Tatlı bir telaşla eylül ayında başlayan koşuşturmada; düştük, kalktık, öğrendik, heyecanlandık, öfkelendik, mutlu olduk ve şimdi mola veriyoruz. Bu macerada aklımda kalanlar neler mi? Anı defterime sizlerle, arkadaşlarımla ve öğretmenimle yaşadığım güzellikler yazıldı. Arkadaşlarımdan ayakkabımın bağını bağlamayı öğrendim. Uçurtmayı ne de güzel yaptık be baba. Pek uçuramadık, olsun, sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyorum. Anne, ben de yemek yapabiliyorum artık, yumurtayı kırıp tavada nasıl pişirileceğini öğrettin bana. Sınıfça gittiğimiz gezide ne çok şey öğrendik canım öğretmenim. Dünyamızı, diğer gezegenleri ve uzayı. Bir de balık ekmek yemeyi. Uzaktan eğitim güzeldi am...

Tarih Bilmeyenler

 TARİH bilmeyenler ancak anı kendi çıkarlarına göre değerlendirebilirler. Onlar için şuan önemlidir. Tespitleri ve davranışları şuan içindir. Tembeldirler. Rahatları bozulmasın diye fikirleri hep rahattır.     TARİH bilmeyenler toplumun kültürünü ve sosyal yapısını bilmezler. Nerede nasıl konuşacaklarını ise hiç bilmezler. Lafları çoğu insanın zoruna gidebilir. Lafın nereye gittiği onlar için önemli değildir.      TARİH bilmeyenler genelde slogan atarlar. Fikirlerinin alt yapısı yoktur. Bastı mı sloganı kendini kahraman zannederler.       TARİH bilmeyenler için fikirler değil kişiler önemlidir.      TARİH bilmeyenler gerçekçi değil, hayalcidir. Gerçekçi olamadıkları için başarısız olurlar.       TARİH bilmeyenler hep buna ne gerek var derler. Not: Genel bir tarih bilgisinden bahsediyorum. Ben dahil kimse ayrıntılı tarih bilgisini edinmek zorunda değil. Nasıl matematikte sayıları tanıyıp dört işlem yapıy...

Öğretmenden Öğretmene Mektup

  Sevgili Öğretmenim, Yıllar yıllar önce yağ satardık, yerden yüksek oynar,  bal satardık, gazoz kapaklarını toplar, deve ile cüce olup gece gündüz oynardık. Mavi önlükler içinde okulumuza koşarken, iskarpin ayakkabılarımız bir yıldız gibi parıl parıl parlardı. Kumaş mendilimiz cebimizde, ay ve yıldız önlüğümüzün yakasında, acaba çıtçıtlı kalem kullanmaya ne zaman geçeceğiz sorusu  kafamızda, silgilerimiz ise boynumuzda. Çarpım tablosunu kaçlara kadar biliyorsun? sorusu arkadaşlarımızla gündemimiz arasında. Canımız, meleğimiz, sevgili öğretmenimiz ise hayatımızın her anında. Kitabımın sayfasını çevirmeyi, defterimin sayfalarını ataçlamayı, kalemimin ucunu sivriltmeyi ve okuma ve yazmayı… senin sıcaklığın ve sevgin ile öğrendim, öğretmenim.  Çocuktum, küçüktüm zaman hiç bitmeyecek gibiydi. Sanki her an sen yazınımda olacaktın; doğruyu, iyiyi ve güzeli gösterecektin. Senin varlığın o kadar güven veriyordu ki hata yapmaktan korkmuyor, nasıl olsa öğretmenim var diyor...

Neyi Nasıl Neden Öğretiyoruz?

  Yaşadığımız çağda eğitim öğretim süreçlerinde kullanılan öğrenme ve öğrenmeyi öğrenme yöntemleri değişmektedir. Bu değişim salgın dönemiyle birlikte Dünyada ve ülkemizde hızlanmıştır. Bilgiye ulaşma, öğrenme ve yeni beceriler kazanma okul içi ve sınıf içi etkinliklerin dışında dijital platformlarda da gerçekleşmeye başlamıştır. Teknolojik gelişimlere paralel olarak değişime başlayan dijital öğrenme ortamları eğitim öğretim süreçlerini verimli kılmaktadır. Harmanlanmış öğrenme yani “Hibrit Öğrenme”nin, yüz yüze eğitim ile çevrimiçi eğitim uygulamalarının birlikte kullanılmasıyla gerçekleşen bir eğitim modeli olduğunu ifade edilebiliriz. Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bazı araba markaları “Hibrit Motor” teknolojisine geçmiş bulunmaktadır. “Hibrit Motor” teknolojisini incelersek; hibrit motora sahip arabalar belirli kilometre hıza kadar elektirik enerjisi ile belirli kilometre hızdan sonra da benzinle yol almaktadır. Motorun bu yapısı, araca yakıt tasarrufu sa...