Günlük hayatımız belirli rutinlerle geçmektedir. Uyanmak, elimizi yüzümüzü yıkamak, kahvaltı yapmak, kıyafetlerimizi giymek, saçımızı taramak, montumuzu giymek ve evin kapısını açıp ayakkabılarımızı giydikten sonra işimizin yolunu tutmak. Yolu tutulan iş kişiden kişiye değişmekle birlikte yaptığımız eylemlerin araçları da kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Kimisi çok lüks bir evde uyanıp lüks eşyalarla bu eylemleri gerçekleştirirken kimisi de değişken standartlarda bu eylemleri gerçekleştirmektedir. Gerçekleştirilen rutinler ise bireyler arası pek de farklılık göstermemektedir. Rutinleri gerçekleştiren bireylerin ise her birinin parmak izi farklıdır. Yani kişiler birbirine benzememektedir.
Rutinleri gerçekleştirirken günü kurtarmaya mı yoksa geleceğe imza atmaya mı çalışıyoruz?
Bazı insanlar için rutinler rutin olmaktan çıkabiliyor. Bu insanların duruşu, bakış açısı, gülüşü, yürüyüşü rutinden öte gidebiliyor. Rutin olmadan iş yapabilme becerisine sahip insanlar; yaptığı işi önemsiyor, seviyor ve ileriye taşıyor. Sırf zaman geçsin, bu gün de bitsin, bu gün de sorun çıkmasın diyerek eylemlerini şekillendiren insanlar rutinlerin içinde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşarken rutinleri aşan insanlar geleceği düşünerek dik duruşlarıyla, o an anlaşılmasalar da mücadeleci ruhlarıyla işlerini ve yaşamlarını sürdürmektedirler. Düşünsenize, geçmişte yaşamış insanlardan rutinlere boğulan ve sorun çıkmasın endişesiyle yaşayan kaç insanın ismi aklımıza geliyor? Rutinleri aşmış insanları zaman eskitemiyor. Rutin sıradanlık ve alışkanlığı beraberinde getirebiliyor. Öğrenmeyi öğrenebilme becerisine ve yenilikleri algılayıp uygulayabilme becerisine sahip bireyler rutin olmadan da güzel işler başarabiliyor. Rutin düşüncede başlayıp eylemlerimizde somut hale geliyor. Zihnimizin farklı pencerelerden bakabilme özelliği varsa eylemlerimiz de rutini aşabiliyor.

Yorumlar
Yorum Gönder