Ana içeriğe atla

Onun Arabası Var. Güzel Mi Güzel


 Geçtiğimiz hafta Nuri Bilge Ceylan 62 yaşına ayak basmış. Mevzuya girmeden önce “özeleştiri geliştirir”  diyerek, Nuri Bilge Ceylan'ın şu sözlerini hatırlamamızda fayda var. "Mütevazılık hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız, saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz." Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerini tartışmaya açmakta fayda var. Bu tartışmayı başka bir yazı başlığında yapabiliriz. Sizlere üzerinde düşündüğüm bir konu hakkında yazacağım.  Arabalarımız, evlerimiz yani maddi hayat hakkında.

Onun arabası var, güzel mi? güzel. güzel şarkıydı. Söz ve müziği Mustafa SANDAL'a ait olan şarkı, Mustafa SANDAL'ın  90'lı yıllarda çıkan albümünde yer almaktadır. Şarkı çıktığı yıllarda bir çok kişinin ağzına dolanmıştır. Şarkının klibinde ise Mustafa SANDAL beyaz pantolonu ve ara ara değişen siyah ve beyaz tişörtü ile o yıllarda insanlara garip ve eğlenceli gelen dansını yapmaktadır. Şarkıcının dans yaptığı yerlerin birinin arka planında "Arkadaşlıkta ...Sevgi Şart.." ve "Bilimsel Araştırma Başlangıcında Sevgi Şart" yazmaktadır. Klipteki araba sarı renkli. O yıllara göre çok lüks bir araba. Mustafa SANDAL'ın Kız Kule'sinin etrafında kano kullanırken görüntüleri de yer almakta klipte. Klipin sonunda kano kullanan Mustafa SANDAL kıyıya gelmekte ve bir kız ile buluşmaktadır. O esnada klipteki araba oraya yanaşıyor ve içinden yine Mustafa SANDAL inmekte. Kız araba kullanan Mustiyi değil de kano kullanan Mustiyi tercih etmekte.


 Bu şarkıdan ve klibinden neden bahsettim? Toplumumuzda  araba, araba sahibi olmak ve araba kullanmak çok önemsenmektedir. Hemen hemen herkes evimin önünde bir araba olsun ve daha iyisi olsun diye içten içe istekte bulunmaktadır.  90'lı yıllarda ortaya çıkan bu şarkı ve klibi ülkemize uğurlu gelmiş olmalı ki artık caddelerimiz, sokaklarımızın ve evlerimizin önleri arabalarla doludu. Yaşa be Mustafa SANDAL!!!  Düşünsene soyadın "Sandal" değil de "Araba" olsaydı. Daha neler olabilirdi?

Araba bir ihtiyaç mı? Evet, araba bir ihtiyaç diyebiliriz. Her an son model bir arabaya binmek ihtiyaç mı? Bu soruyu düşünmemiz, sorgulamamız ve analiz etmemiz faydalı olabilir. Bu düşünme, sorgulama ve analiz işini sizlere bırakıyoruz.

Araba itibar mı? Evet, araba itibar. Araba kime göre itibar? Bir kişinin son model lüks bir arabaya binmesi ona itibar kazandırıyor mu? Toplumumuzda bazı insanlar, lüks arabaya binen insanları itibarlı görürken bazı insanlar ise bu duruma nötr durumdadır. Çünkü itibar ölçütü kişiden kişiye değişebilmektedir. Kimine göre mal ve mülk itibar ölçütüyken kimine göre de iyi insan olma, ahlaklı olma, dürüst olma vb. ilkeler itibar ölçütüdür. Malımızla ve mülkümüzle yani arabamızla itibar mı satın alıyoruz?  

İtibarlı olmanın ucuz yolu var. Bu yol: ahlak, iyilik, dürüstlük, iyi iletişim . . . gibi kavramları hayatımızda uygulanır hale getirmek. 

Fikirleri konuşmuyorsak, iyi ve güzeli baltalıyorsak, arabalar ve kişiler sohbetlerimize uzun uzun konu oluyorsa bir araba ile itibarlı olunur mu?

Ne diyor şarkı sözlerinde:

"Onun arabası var güzel mi güzel
Şoförü de var özel mi özel
Bastı mı gaza gider mi gider
Maalesef ruhu yok
Onun için hiç mi hiç şansı yok"

Evet "RUHU" yok diyor. 

"Arkadaşlıkta ...Sevgi Şart.." ve "Bilimsel Araştırma Başlangıcında Sevgi Şart"  klipteki bu ince ayrıntıyı tekrar hatırlamakta fayda var. Mal, mülk, araba, ucak vb. şeyler sizi itibarlı hissettirebilir ama kalp çarpacak birader... Şansımız bol olsun....

Kalın sağlıcakla...








Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?