Evet, ben ağlanan yata yata maaş alan aciz bir sınıf öğretmeniyim.
Ben sınıfa girer girmez yatağıma yatarım. Öyle bir yatarım ki sizin evinizde bakmaya zorlandığınız altı yaşındaki çocuklar ben yattığım için okuma yazma öğreniveriyorlar.
Tabi ki ben yatarken öğrenciler öyle güzel yazı yazıyorlar ki anlatamam sizlere.
Öğrenciler matematiğin olmazsa olmazlarından dört işlemi evde öğrenip sınıfa geliyorlar. Çünkü ben sınıfta yatıyorum. Anlayışınız için çok teşekkür ediyorum. Ya değilse ben nasıl yatacağım?
Problem cözme mi? Aaa!! o mu? Öğrenciler sekiz yaşında kendiliģinden problem çözüyorlar. Çözmeyi geç, problem yazıyorlar. Oluyor bu işler ben yatarken.
Öğrenciler sağını, solunu, önünü, arkasını, üstünü ve altını kavramlarını benim yatış durumuma göre öğreniveriyorlar.
İnsanı değerler ve toplu yaşama becerileri ben yatarken iyice öğreniliyor.
Bütün bunlar olurken de kıymetli medya öģretmene müjde haberleri veriyor. Uykum bölünüyor. Her ay ZAM alıyorum. Maaşım kaç TL ben bile sayamıyorum yatmaktan.
Kimse çocuğunu güvenmediği kişiye emanet etmez değil mi?
Kimse çocuğnun kötü şartlarda eģitim almasını istemez değil mi?
Acaba toplum olarak eğitime ve öğretime futbol maćlarından daha fazla mı önem veriyoruz da öğretmen yatıyor diyoruz?
Arabamiza verdiģimiz yılık vergi, yıllık sigara paramız, komşuda olan bizde olmayan şeyler ve birćok eģlence parası tabi ki eğitimden daha önemsiz değerler. KENDİ COCUĞumuzu emanet ettiğimiz öğretmenleri, izlediģimiz futbol maçlarıdaki futbolculardan daha faZla önemsediğimiz ićin öğretmenin sınıfta yattıgını net bir şekilde biliyoruz. Ve öģretmen psikolojisini de futbolcu psikolojisinden daha iyi anlıyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder