Ana içeriğe atla

Dijital Çağda Eğitim ve Öğretim



Bilginin bir kaynak tarafından bireylere yönlendirilmesi süreciyle bireylerin bilgiyi ezberlemesi ve depolaması dünyanın yapay zeka üzerine çalışmalar yaptığı çağımızda geçerliliğini yitirdiğini birçok uzman yazılarında ifade etmektedir. Yıllar önce bilgiye ulaşmak, bilgi sahibi olmak ve bu bilgiyi sunmak çok kıymetli becerilerdi. Evet, bilgi sahibi olmak çağımızda da önemli!! Ama bazı soruları kendimize sormayı gözardı etmememiz son derece önemlidir. Hangi bilgi? Bilgiye hangi yöntemlerle ulaşmak gerekir? Hangi bilgiyi geçerli kılmak gerekir? 

Eğitim öğretim sürecinde gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetleri sadece sınava yönelik, öğrencilerin bir takım bilgileri ezberlemesi ve sınav esnasında dört ya da beş şıktan birini ezberlediği bilgiler doğrultusunda işaretleme yapmasına göre mi planlanıp yürütülüyor? Eğer öyle ise YouTube adlı dijital platformu hatırlamamızda fayda var. Neden mi? YouTube arama motoruna “Uzay”, “üslü sayılar”, “Osmanlı Yükseliş Devri” ve “hız problemleri” yazın. Karşınıza bir çok ders videosu çıkacaktır. Hem de binlerce kişinin izlediği ve konu ile ilgili yorumlarını yazdığı videolar. 
Dijital platformlar bireylere istediği bilgiyi hızlı bir şekilde profesyonelce sunmaktadır. Dijital platformlar bireylere birden çok bilgi sunarak bireylerin bilgiler arası karşılaştırma yapmasına da imkan sağlamaktadır. Bilgiler arası karşılaştırma yapan birey ise çıkarımda bulunarak edindiği bilgilerden yararlanmaktadır. Bilgi ise insanların günlük hayatlarını kolaylaştırır hale gelmektedir. Ayakkabı bağlamasını bilmiyorsak YouTube’dan edindiğimiz bilgilerle ayakkabımızı bağlayabiliriz. 
YouTube platformu bireylere bilgi sunduğu gibi bireylerin içerik üretmesine de imkan sunmaktadır. Yani, dediniz ki ben bu işte uzmanım, insanlığa uzman olduğum iş ile ilgili bir şeyler anlatmak istiyorum. YouTube size uzman olduğunuz alanda beceriniz ölçüsünde içerik üretebilmeniz için alan sunmaktadır. Görüldüğü gibi dijital platformlarda bilgiye de ulaşabiliyorsunuz, bilgi de üretebiliyorsunuz. 

Herkesin hızlı bir şekilde bilgiye ulaştığı ve bilgi ürettiği dijital platformlarda dikkat etmemiz gereken bir nokta da var. Doğru bilgi hangisi? Bu soruya mutlaka cevap vermemiz gerekiyor. Bu soruya cevap verirken de araştırma, karşılaştırma, kaynağa ulaşma becerilerimizin ve kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin sorularına cevap verebilme becerilerimizin varlığı ön plana çıkmaktadır. 
Peki, öğrenciler okul içi ve okul dışı yaşamlarında doğru bilgiye nasıl ulaşabilecekleri konusunda kendilerine lazım olacak becerileri nerede, ne zaman ve nasıl öğrenecekler? Bu noktada öğrencilerin eğitim öğretim etkinlikleri esnasında kazandıkları becerilerden birinin de doğru bilgiye ulaşma ve bilgi üretme becerisi olması hiç kuşkusuz yaşadığımız dijital çağın gerekliliğidir. Öyle ise okullarda ne yapmamız gerekli? Öğrencinin her an ulaşabileceği bilgileri öğrenciye depolamamız mı? Yoksa öğrencilerimize düşünebilme becerilerini kazandırmamız mı gerekli ? Evet yüz yüze eğitimle yapılabilecek en iyi eğitim faaliyetlerinden bir kaçı öğrencilere düşünme, problem çözme, eleştirel düşünme, işbirliği, iletişim, sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma, birlik beraberlik vb. Becerilerini ve değerlerini kazandırmak olacaktır. Bilgi her yerde ya sevgi değeri ya düşünebilme becerisi nerede? 
Her birey bilgi üretip insanlıkla paylaşabilecek seviyeye geldiğinde her şey çok güzel olacak. 
Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Piri Hırs ve Hiçlik Makamı Arasındaki Hayat

  🌀 Piri Hırs Bence insanın içinde hiç sönmeyen bir istek var; daha çok şeye sahip olma, makam ve mevki arzulama hali. “Piri” ifadesi burada sembolik; sanki hırs, insanın aklını çelen ve yönlendiren bir öğretici gibi. Eğer kontrol edilmezse bu duygu insanı bağımlı hale getiriyor, gözünü doyurmuyor ve iç huzurunu elinden alıyor. Tasavvuf geleneğinde de hırs, “nefsin ateşi” diye anlatılıyor. 🌌 Hiçlik Makamı Tasavvufta en yüce mertebelerden biri hiçliktir. İnsan, kendi benliğinden sıyrılıp bütün varlığını Allah’ın kudreti karşısında yok sayar. Buradaki “hiçlik” aslında yokluk değil; tam aksine varlığın en yüksek idrakidir. Tevazu, teslimiyet ve kulluk bilinciyle doludur. Yunus Emre’nin “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için…” sözleri bu anlayışı en güzel şekilde yansıtır. ⚖️ İkisinin Arasında Hayat İnsan hayatı boyunca çoğu zaman hırs ile hiçlik arasında gidip gelir. Çalışmak, kazanmak, gayret etmek zorundayız; bu anlamda hırs, insana enerji ve azim verir. Ama yolu...

İçindeki Zehri Tanı

  İçindeki Zehri Tanı – Mutluluğun Önündeki Gerçek Engel İnsan, dış dünyada gördüklerinin çok daha fazlasını içinde taşır. Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir; bolluk içinde yokluk çekebilir. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, hiçbir zaman dış koşullara bağlı değildir. Asıl belirleyici olan, insanın iç dünyasıdır. Günümüz insanı sıkça “neden mutlu değilim?” diye sorar. Oysa bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değil, son derece açıktır: Çünkü içimizde, mutluluğun yeşermesine izin vermeyen duygular taşıyoruz. Kin, nefret, öfke, kıskançlık, haset, güvensizlik ve dedikodu gibi zehirli duygular, insanın iç dünyasını karanlığa çeker. Kalpte bu duygular oldukça, dışarıdan gelen hiçbir güzellik içeriye ulaşamaz. İçimizdeki Sessiz Yıkım Negatif duygular, zamanla sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkiler. Psikosomatik hastalıklar, yani stres ve yoğun duygusal yük sonucu oluşan fiziksel hastalıklar, bu durumun en net örneğidir. Sürekli öfke hâlinde yaşayan biri...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?