Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Söylem ve icraat

 Milli duruşun söylemle, sloganla,işaretle, yüksek sesle,vb. manipilatif hareketlerle gerçekleştiğini düşünürsek; vatanı için işini; disiplinle, sabırla, azimle, gayretle yapanlara haksızlık etmiş oluruz.

Neye yeteriz?

  Şiir şiiri,  Resim resmi, Fotoğraf fotoğrafı, İyi güzeli, Güzel iyiyi, Neysek ona yetişiriz. Neyi; Yaşıyorsak,  Gülüyorsak, Duyuyorsak, Kokluyorsak, Tadıyorsak, Görüyorsak, Onunlayız, ona yeteriz. A.E.

Susarsın

 Ayda yılda, haftada yolda, günde yanda… akla gelen sözler şiirimsi oluyor…. Bazen susarsın, sadece susarsın… Kana kana konuşanlara inat! Kana kana susarsın… Su ki doldurur boşluğu, Sen kana kana susarken, Sadece izler, süzer ve susarsın. Kana susar, susarsın kana kana tüm anlamsızlığa, kibire, kabire.. Susarsın…. Çünkü su, sar, son Anıl Esemen

Sayılar ve ...

 Sayılar sayılır, Sayılır sayılar, Say ki sayılar, Sayıl sayıl bağırır, Sayılara sayılara, Sadece sayılara, Baka baka, Saya saya, Buluşur, Sayılar....

Siddet

  Okul yolu o kadar sesiz ki Şiddette karşı çığlık atıyordu. Çiğ bir cehalete,  çığ gibi kenetlenen Bir duruş sessizliği kaplamıştı Okul yolunun okul ile ilgisi kalmamıştı.

Kendi Halindelik

 Kendi halindeliğin eşiğini aşmışlık, Eşikten atlamak mı? Kendi halindelik mi? İnsan kendi halinde ya da ne halin varsa görde kalmadıkça.... Kendinden çok şeye kalacak.... Sımsıkı sıkılarak,kendi halinde, ne halimiz varsa görelim....

Gazeticiler Günü

 Gelişen teknolojiler sayesinde sosyal medya başta olmak üzere elektronik bilgi mecraları çoğalmış bulunmaktadır. Ayrıca herkes bir yazar, gazeteci… yani bilgi aktaran olmuştur!! Bilgi aktarımı süreci sınırsızlık ve özgürlük boyutuna ulaşmıştır. Herkes, her şeyi zaman ve mekan kaygısı olmadan özgürce paylaşabilmektedir. Bu noktada çağımızın vebası medya dezenformasyonuna dikkat çekmek gerekmektedir. İnsanları kasıtlı bir şekilde paylaşılan görsel, video ve yazı ile aldatma anlamına gelen medya dezenformasyonu adeta kanayan yara halini alarak insanların algılarına ve davranışlarına zarar vermektedir.  İşte bu noktada gazetecilerimize çok büyük görevler düşmektedir.  Bizlerin tarafsız ve doğru haberi almasını sağlayan profesyonel gazetecilerin “10 Ocak Çalılan Gazeteciler Günü”nü tebrik ediyorum. Anıl Esemen

Yeni Yıl Yeni Gün

 Bugün yeni bir yıla girdik.  Nasıl ki ömrü olan yeni bir güne uyanıyorsa ömrü olan 2024 yılının ilk gününe uyandı. Saatler, günler, haftalar, aylar ve yıllar;  bir ölçüte dayalı olarak bir şekilde geçmiyor mu? Zamanın nasıl geçtiği mi önemli? Yoksa zamanın geçmesi mi önemli? Dedik ya sağlıklıysan ömrün varsa zaman geçiyor. Sen istemesen de uyusan da otursan da zaman geçiyor.  Zamanın geçmesi biz insanların olgunluğu ve dünyayı daha çok sahiplenip pişkinlik yapabilmesi için iyi bir kriter mi? Bir insan düşünelim iyiyi, doğruyu, güzeli, ahlakı başucundan eksik etmemiş. İnsanlığa hizmet etmiş.  Kendisinden sonraki nesil için faydalı olmuş. Çalışmış çabalamış. Benliğini hiçe saymış.  Ama 30 sene yaşamış.  Başka bir insan düşünelim iyiyi, doğruyu, güzeli, ahlakı kendi çıkarlarına göre yaşamış ve insanları sürekli yargılamış. Dedikodu başucundan eksik olmamış. İnsanlığa şeklen ve sözde hizmet etmiş. Kendisinden sonraki nesli hakir görüp o nesle çelme takmay...

O ana

 Zaman aman! Geçiyor yaman, İki avuç olan, Kocaman. Çoğul ekleri kovalar, İkişer ikişer eşyalar, Oyunlar, oyuncaklar, Karıştırmalar... Şükürler olsun Yaradana, Emanet olduğumuz o ana, Sağlık, huzur ve mutluk, Sığsın o ana... Anıl Esemen

Öğretmene Mektup

   Sevgili Öğretmenim, Yıllar yıllar önce yağ satardık, yerden yüksek oynar,  bal satardık, gazoz kapaklarını toplar, deve ile cüce olup gece gündüz oynardık. Mavi önlükler içinde okulumuza koşarken, iskarpin ayakkabılarımız bir yıldız gibi parıl parıl parlardı. Kumaş mendilimiz cebimizde, ay ve yıldız önlüğümüzün yakasında, acaba çıtçıtlı kalem kullanmaya ne zaman geçeceğiz sorusu  kafamızda, silgilerimiz ise boynumuzda. Çarpım tablosunu kaçlara kadar biliyorsun? sorusu arkadaşlarımızla gündemimiz arasında. Canımız, meleğimiz, sevgili öğretmenimiz ise hayatımızın her anında. Kitabımın sayfasını çevirmeyi, defterimin sayfalarını ataçlamayı, kalemimin ucunu sivriltmeyi ve okuma ve yazmayı… senin sıcaklığın ve sevgin ile öğrendim, öğretmenim.  Çocuktum, küçüktüm zaman hiç bitmeyecek gibiydi. Sanki her an sen yazınımda olacaktın; doğruyu, iyiyi ve güzeli gösterecektin. Senin varlığın o kadar güven veriyordu ki hata yapmaktan korkmuyor, nasıl olsa öğretmenim var diy...

Öğretmenler Günü

 Yaşam bir bulmaca ise bu bulmacanın çözümü için gerekli olan her bir çözüm yolunda bir öğretmenin gülüşü, sıcaklığı, yol gösterişi ve bakışı vardır.  Yaşam bir manzara fotoğrafı ise bu fotoğrafın her bir parçasında bir öğretmenin portresi yer almaktadır.  Gülüşüyle, sıcaklığıyla, bakışıyla ve yol gösterişiyle hayatımda portre oluşturan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Öğretmenim! Öğretmenim! Öğretmenim!  Öğretmenlik, nedir? Öğretmenlik sadece öğretmek sözcüğünden türemiş bir anlamı ifade etmemektedir. Öğretmenlik; ince bir gülüştür, bir damla gözyaşıdır, kalbin hızlı çarpmasıdır,  heyecandır, sevgidir, saygıdır, güzelliktir, minik parmakların havaya kalkmasıdır, sabırdır, başarmaktır, mücadeledir, düşüncedir, görünmeyeni görünür hale getirmektir, bitmeyen bir kalemdir, ülkemizdir, değerlerimizdir, okuldur, devlettir, Bilge Kağan’dır, Akşemsettin olup Fatih’ler yetiştirmektir, okyanustur, şiirdir, evrendir, sanattır, bitmeyen sözcüktür, hayattır, uzun bi...

Sokağın Tavanı

 Sokağın tavanı delinmişcesine yağmur yağıyor.  Sokağın tavanının gözleri boşalırcasına ağlıyor.  Sokağın tavanı yangın çıkmışcasına yağıyor. Sokağın tavanı yağıyor, ağlıyor, söndürüyor, temizliyor.... Anıl Esemen

Isdırap ile yaşamak

Isdırap, rahatsızlık verir insana. Hatta insanın fiziksel aktiviteleri de etkilenebilir bu ısdırap durumundan. Isdirabın nedeni; bir istek, kötü gidiş vb. durumlardan olabilir. İnsan ısdırabının geçmesi için bir sonraki seviyeye adım atmak ister.... Bilmez ki insanoğlu ısdırabı geçirecek arzunun yerine gelmesi ya da kötü gidişin ortadan kalkması daha büyük ısdıraplar oluşturacak kimyasında.... bazen mevcut ısdıraplarla yaşayıp ısdırapla mutlu mesut yasamak gerekir.  17.11.2023 Anıl Esemen

Sürmek

 Çağımızın önemli becerilerinden biri de ... "sürdürülebilirlik" becerisidir. Üç noktaya istediğimizi koyabiliriz. İş sürdürülebilirliği, saygı ve sevgi sürdürülebilirliği, arkadaşlık sürdürülebilirliği vb. Sürdürülebilir sekilde bilissel ve duyusal farkındalık ile davranış gösteren bireyler, ne degerli bireylerdir.  Sürmek için ehliyet gerekli mi? Evet, insan olma ehliyeti.... Anıl Esemen

İletişim ve Değerler

 #####İLETİŞİM VE DEĞERLERİMİZ#### iletişim kaynak ve alıcı arasında kanal aracılığı ile gerçekleşen çift taraflı bir gönderi paylaşma süreci olup süreç içerisinde kaynak alıcı durumuna, alıcı da kaynak durumuna gelebilmektedir. Kaynaktan alıcıya doğru tek taraflı gerçekleşen süreç iletim olmaktadır. İletimi gerçekleştiren kişi görevini yerine getirdikten sonra dönüt alamadığı için gönderinin alıcı tarafından nasıl algılandığını anlayamasa gerek.  İnsani özelliklerimizin kalitesini  belirleyen bazı değerler vardır. Doğruluk, dürüstlük, yardımlaşma, saygı, sevgi, hoşgörü vb. Kişinin kendinde olup olmadığını her zaman sorgulaması gerektiği düşünülen bu değerlerin varlığı iletişim süreci ile ortaya çıkabilmektedir.  Toplum olarak tarafımıza yöneltilen gönderiyi sorgulayabilme, analiz edebilme, sentezleyebilme becerilerine sahip olmamız iletişim süreçlerini daha başarılı kılacaktır.  Örneğin; birey iletişim sürecini iletim boyutunda bırakıp tarafına yöneltilen gönde...

Çocuklar

 COVID19 illeti bizlere büyük bir salgın yaşattı. Salgın sürecinde ölümleri günlük olarak ekranlardan izledik.  Ya! Filistinli ölen çocukların, Ya! Filistinli ölen annelerin, Ya! Filistinli ölen canların sayısı? Hangi ölüm masumdur? Hangi salgın bu kadar çocuk öldürür?

Sonbahara Veda

  Sonbaharı süpürüyorlar  Kış mı gelecek? Beyaz bir örtü saracak süpürüleni Yavaş yavaş eriyecek  Sırılsıklam olacak süpürülen Sular akacak... Seller olacak.... Akıllarda beyaz örtünün saflığı kalacak.. Kara kışın beyaz örtüsü mü olur Yağacak  Yağmur durmaz havada.. Anıl Esemen

21. YY PRAGMATİK ( YARARCI) İLİŞKİLER

 21. YY PRAGMATİK ( FAYDACI) İLİŞKİLER "Selam verdik borçlu çıktık" derler ya... evet selam verip borçlu çıkabiliriz. Selam vermek bizlerin iradesinden olan bir davranış. Ya selamı kendi çıkarımız için veriyorsak. Yani selamı karşımızdakini borçlu çıkarmak için veriyorsak.  Hangisi daha makbul? Selam verip borçlu çıkmak mı? Selam verip borçlu çıkarmak mı? İnsan ilişkilerimizde temel ölçütümüz kendi cıkarımız mı olmalı? Yoksa temel insani ölçütlere göre mı ilişkilerimizi yönlendirmeliyiz? Kendi hedefine ulaşmak için satranç oynadığını düşünerek arkadaşlıklarını ve dostluklarını kendi çıkarları üzerine kuranlar, satranç bittiğinde piyonlar ile birlikte keseye konacaktır.  Selam verip borçlu çıkaracağıma, Selam verip borçlu çıkarımı felsefe edenler kazanacaktır.  Güç her zaman beklentisi ve korkuları olmayanda olacaktır. Beklenti ve korku güçsüzleştirir. Dünya fani... nefes sayılı... neden bu telaş?

Kutlu olsun.. kutlu olacak.

 +++DÜNYANIN MERKEZİNDE YAŞAMAK YA DA SADECE NEFES ALIP VERMEK, HANGİSİ?+++ Ortaokul yıllarındayken, öğretmenimiz dünya haritasını sınıftaki tüm öğrencilerin rahat bir şekilde görebilmeleri için tahtaya astı. Ve sınıftaki öğrencilere şu soruyu yöneltti: Dünya haritasında ülkemizi yani Türkiye Cumhuriyetini gösterebilir misiniz? Sınıftaki öğrencileri hafif bir endişe sardı. Ne de olsa öğretmen soru sormuş, bu soruya yanlış cevap verebilmek ya da soruya cevapsız kalabilmek vardı. Ben de endişeliydim. Belki sorunun cevabını bir çok arkadaşım gibi biliyordum ama sınıftaki atmosfer ve öğrencilik psikolojisinden dolayı kafam karışmış heyecanla karışık endişe duygularına kapılmıştım. Yani o anki duyuşsal özelliklerim bilişsel özelliklerimin önüne geçmişti. Neyseki soru cevaplanmış, ülkemizin yeri dünya haritasında gösterilmişti. Bizler de rahatlamıştık. Sorunun cevabından sonra öğretmenimiz, ikinci soruyu sınıfa yöneltti: sizce ülkemiz bulunduğu konum itibari ile dünya üzerinde önemli bir...

Insanız

 İnsanız... Gelmişiz.... Yürüyoruz... Arada bir... Durup Koşuyoruz... Aldanıyoruz... Neyse ki... Anlıyoruz... Nedir bu telaş... Gelmişiz... Gidiyoruz... Durmuyoruz... Gidiyoruz... Onurlu... Durup... Durmadan... Gidiyoruz... Neden... Tüm... Telaşe... ??? Anıl ESEMEN

Eleştiri ve pişmişlik

 Eleştiriye tahammül derecesi kişinin pişmişliği ile doğru orantılı olup, kişinin alınganlık derecesi ise hamlık derecesi ile doğru orantılıdır. Yani eleştiriye tahammül edebilme ile  alınganlık ters orantılıdır.

Maddiyat ve biliş

 Maddi olana verilen değer ile manevi olana verilen değer arasında çok ince bir çizgi vardır. Bilişsel düzeyde meydana gelen gelişim ile manevi olan maddi olanın önüne geçmektedir. Görünen olmayan, sayılamayan ya da dokunulamayan şeylerin de değerli olduğunu bilişsel seviyemizin gelişimi ile daha iyi anlayacagız. Ve bu bilişsel seviyenin gelişiminde bir sınır olmadığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Baraj su ve vicdan

 Barajlardaki şu seviyesinin azalması susuz kalacağımız için bizleri endişelendiriyor da kalplerdeki vicdan seviyesinin azalması bizleri endişelendirmiyor mu? Savaşsız, toz pembe bir dünya olacağına inanarak yaşayıp savaşın olmayacağını düşünecek kadar temiz bakabilir miyiz sınırlarımıza? Yaşlılara, hamilelere, engellilere saygı duyup toplu ulaşımda yer vermemiz gerektiği bilincinde yaşarken, trafikte araba sürerken bir yaşlı, hamile ya da engelli sürücüye tahammül edemeyip haykirabiliyor muyuz? Yaya geçidi yokmuş gibi geçip kırmızıdan yeşile döner dönmez ışık yolda yayaların üstüne araçlarımızi sürüyor muyuz? Değerler, teoriden öteye gidip uygulamada nasıl var olacak? İşte bu soruyu cevaplamalıyız.  Bilgi aktarımı ile değerler kazanılır mi? Duygu ve vicdan eğitimi nerede verilecek ? Akıl akıldan üstündür üzerine kurulmuş eğitim sistemimizde duygu ve vicdan üstünlüğü ne zaman önem kazanacak.  Anıl ESEMEN 22.10.2023

Analiz

 Okuma yazmadan başlayarak düşünebilme yeteneğimizi ortaya çıkaran, kalemtraşla kalem açmayı, defter ve kitapta sayfa çevirmeyi bizlere öğreten ve bizleri yıllar sonra üniversite de analiz sentez yorum gücüne ulaştıran Değerli öğretmenleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Lütfen analiz sentez ve yorum yetimizi doğru kullanalım da öğretmenleriniz görüp ağlamasın.!!!

Fatih'i Anlamak

 "İmkânın sınırını görmek için  imkânsızı denemek lâzım." Fatih Sultan Mehmed Hân Kendisine konfor alanı oluşturmak ve egolarını tatmin etmek için binbir takla atıp sağa sola iftira atanlar ve sadece yer kaplayanlar Fatih’i anlayanlar değildir.  Fatih’i anlayanlar gevezelik yapanlar değil çalışanlardır. Fatih’i anlamak; ilimdir, bilimdir, kendini bilmektir.  Fatih’i anlamak; istikrardır, okumaktır, disiplindir, önce kendini yönetmektir. Fatih’i anlamak; plandır, programdır, hayaldir, araştırmaktır, icraata geçmektir.

SUSARSIN

 Ayda yılda, haftada yolda, günde yanda… akla gelen sözler şiirimsi oluyor…. Bazen susarsın, sadece susarsın… Kana kana konuşanlara inat! Kana kana susarsın… Su ki doldurur boşluğu, Sen kana kana susarken, Sadece izler, süzer ve susarsın. Kana susar, susarsın kana kana tüm anlamsızlığa, kibire, kabire.. Susarsın…. Çünkü su, sar, son Anıl Esemen

Bu topraklarda yaşamının durusu

 Anadolu topraklarında şanlı ay yıldızlı al bayrağımızı dalgalandıracak olanlar düşünen, sorgulayan ve bu doğrultuda davranış gösteren insanlar olacaklardır. Dıştan ve içten gelebilecek tehlikeleri anlayacak insanlar bu insanlardır. Bu topraklarda yaşamanın bir DURUŞU Vardır.

Yaftalamak!

 Sevgiden, ilgiden, ciddiyetten, düşünceden ve ruhtan uzak; yaftalamadan, ayrıştırmadan, anlayışsızlıktan, sistemsizlikten ve ne yaptığını bilmemezlikten geçilmeyen kurumlar ülkemizin geleceğine atom bombası atmaktadır. Bir kurumun çıktıları, yıllar sonra, izlediği stratejinin doğruluğunu ve geçerliliğini ortaya çıkartmaktadır.  Biz nerede yanlış yapıyoruz ya da yaptık demeden suçlu arayarak yaftalama sürecine girenler, emin olun ki kendi suçlarını ve ilgisizliklerini bastırmaya çalışmaktadırlar.  Bu ülkenin her bir vatan evladı değerlidir. Hiç bir evlat birilerinin keyfini ve rahatını sürdürebilmesi için feda edilemez. Çağ değişiyor diyoruz. Evet! Çağ değişiyor. Nesiller farklılaşıyor. Oturup da nesil çatışmasıyla ömrünü tüketenler! Çatıştığınız nesli de siz büyüttünüz. Oturup nesli anlamak! Sorunlara merhem olup çatıştığınız nesille ortak bir dil bulabilmek varken! Neden bu çatışma?  Mevcut durumun özeti: test sonuçlarına göre yaftala! Hayat hikayesini ve bireysel ...

Düşkün

 DÜŞKÜN Bu sabah uyandığımda gökyüzünün karanlık olacağı aşikâr. Dışarda yağmıyor kar. Pek de yağmazdı buralara bu kadar kar. Son dört gündür baya baya yağdı kar. Her ne kadar yağmasa da kar. Yollarda yürürken düşmeme mücadelesi verir efkâr. Düşmek deyince geldi aklıma ilkokul yılları. “Kendi düşen ağlamaz.”  atasözünün ben de uyandırdıkları. Evet, o yıllarda yere düşmek ile sınırlıydı bu atasözünün anlamı akıllarda. Ne de olsa bilmezdik dünyanın geniş anlamını bu kadar. Kurardık geniş zamanlı cümleler derslerimizde. Zaman geniş. Dedim ki bakayım Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “düşkün” sözcüğü ne demek? Çıktı karşıma şu anlamlar: “Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun” “Geçim sıkıntısına düşmüş” “Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş” “Değer ve onurunu yitirmiş” “Kötü yola düşmüş, ahlaksız” Ne sözcükmüş düşkün sözcüğü. İlk görüldüğünden farklı farklı anlamları varmış. “Kendi düşen ağlamaz.” yere düşersek, fiziksel olarak bir acı hiss...

Karnemi Zaman Makinasına Koydum

  ZAMAN MAKİNESİ   Çok kitap okuduğumu söyleyemem, yazı yazdığım ise hiç görülmemiştir. Kalbimden gelen mürekkepler, kafamda dolanan kalemleri dolduruyor. Ellerimdeki kalem ucu harekete geçiyor. Çok da iyi bir yazı olacağını düşünmüyorum. Ama yazı olabilir…. Anne, baba… Nasılsınız? Bir dönemin daha sonuna geldik. Tatlı bir telaşla eylül ayında başlayan koşuşturmada; düştük, kalktık, öğrendik, heyecanlandık, öfkelendik, mutlu olduk ve şimdi mola veriyoruz. Bu macerada aklımda kalanlar neler mi? Anı defterime sizlerle, arkadaşlarımla ve öğretmenimle yaşadığım güzellikler yazıldı. Arkadaşlarımdan ayakkabımın bağını bağlamayı öğrendim. Uçurtmayı ne de güzel yaptık be baba. Pek uçuramadık, olsun, sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyorum. Anne, ben de yemek yapabiliyorum artık, yumurtayı kırıp tavada nasıl pişirileceğini öğrettin bana. Sınıfça gittiğimiz gezide ne çok şey öğrendik canım öğretmenim. Dünyamızı, diğer gezegenleri ve uzayı. Bir de balık ekmek yemeyi. Uzaktan eğitim güzeldi am...

Tarih Bilmeyenler

 TARİH bilmeyenler ancak anı kendi çıkarlarına göre değerlendirebilirler. Onlar için şuan önemlidir. Tespitleri ve davranışları şuan içindir. Tembeldirler. Rahatları bozulmasın diye fikirleri hep rahattır.     TARİH bilmeyenler toplumun kültürünü ve sosyal yapısını bilmezler. Nerede nasıl konuşacaklarını ise hiç bilmezler. Lafları çoğu insanın zoruna gidebilir. Lafın nereye gittiği onlar için önemli değildir.      TARİH bilmeyenler genelde slogan atarlar. Fikirlerinin alt yapısı yoktur. Bastı mı sloganı kendini kahraman zannederler.       TARİH bilmeyenler için fikirler değil kişiler önemlidir.      TARİH bilmeyenler gerçekçi değil, hayalcidir. Gerçekçi olamadıkları için başarısız olurlar.       TARİH bilmeyenler hep buna ne gerek var derler. Not: Genel bir tarih bilgisinden bahsediyorum. Ben dahil kimse ayrıntılı tarih bilgisini edinmek zorunda değil. Nasıl matematikte sayıları tanıyıp dört işlem yapıy...

Öğretmenden Öğretmene Mektup

  Sevgili Öğretmenim, Yıllar yıllar önce yağ satardık, yerden yüksek oynar,  bal satardık, gazoz kapaklarını toplar, deve ile cüce olup gece gündüz oynardık. Mavi önlükler içinde okulumuza koşarken, iskarpin ayakkabılarımız bir yıldız gibi parıl parıl parlardı. Kumaş mendilimiz cebimizde, ay ve yıldız önlüğümüzün yakasında, acaba çıtçıtlı kalem kullanmaya ne zaman geçeceğiz sorusu  kafamızda, silgilerimiz ise boynumuzda. Çarpım tablosunu kaçlara kadar biliyorsun? sorusu arkadaşlarımızla gündemimiz arasında. Canımız, meleğimiz, sevgili öğretmenimiz ise hayatımızın her anında. Kitabımın sayfasını çevirmeyi, defterimin sayfalarını ataçlamayı, kalemimin ucunu sivriltmeyi ve okuma ve yazmayı… senin sıcaklığın ve sevgin ile öğrendim, öğretmenim.  Çocuktum, küçüktüm zaman hiç bitmeyecek gibiydi. Sanki her an sen yazınımda olacaktın; doğruyu, iyiyi ve güzeli gösterecektin. Senin varlığın o kadar güven veriyordu ki hata yapmaktan korkmuyor, nasıl olsa öğretmenim var diyor...

Neyi Nasıl Neden Öğretiyoruz?

  Yaşadığımız çağda eğitim öğretim süreçlerinde kullanılan öğrenme ve öğrenmeyi öğrenme yöntemleri değişmektedir. Bu değişim salgın dönemiyle birlikte Dünyada ve ülkemizde hızlanmıştır. Bilgiye ulaşma, öğrenme ve yeni beceriler kazanma okul içi ve sınıf içi etkinliklerin dışında dijital platformlarda da gerçekleşmeye başlamıştır. Teknolojik gelişimlere paralel olarak değişime başlayan dijital öğrenme ortamları eğitim öğretim süreçlerini verimli kılmaktadır. Harmanlanmış öğrenme yani “Hibrit Öğrenme”nin, yüz yüze eğitim ile çevrimiçi eğitim uygulamalarının birlikte kullanılmasıyla gerçekleşen bir eğitim modeli olduğunu ifade edilebiliriz. Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bazı araba markaları “Hibrit Motor” teknolojisine geçmiş bulunmaktadır. “Hibrit Motor” teknolojisini incelersek; hibrit motora sahip arabalar belirli kilometre hıza kadar elektirik enerjisi ile belirli kilometre hızdan sonra da benzinle yol almaktadır. Motorun bu yapısı, araca yakıt tasarrufu sa...

Salgın Sürecinde Velilere Öneriler

  Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamaları doğrultusunda 2020/2021 eğitim öğretim yılının 2. dönemi 15.02.2021 tarihinde başlayacak. Dünyada ve ülkemizde salgına karşı hız kesmden mücadele devam etmekte. Henüz salgını kontrol altına almış değiliz. Peki, salgının gölgesinde 15 şubatta eğitim öğretim sürecine nasıl başlayacağız? Süreç içerisinde veliler çocuklarına nasıl destek olabilir? Bu sorulara yanıt verebilmek adına bir kaç söz edeceğim. 15/02/2021 tarihinde köy okulları ve anaokulları tam zamanlı olarak yüz yüze eğitime başlayacak. Dersler 30 dakika teneffüsler 10 dakika olacak. Gün içerisinde öğlen yemeği arası verilmeyecek. 30'ar dakika üzerinden; İlkokullar  günde altı saat, ortaokullar ise günde yedi saat yüz yüze eğitim görecekler. Örneğin Eğitim öğretime sabah 09.00'da başlayan bir ortaokul 13.30'da eğitim öğretimi tamamlayacak. 1.03.2021 tarihinde ise 8. ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime başlayacak. İlkokullar ise tüm sınıf düzeyleri ile seyreltilmiş sınıflard...

Sosyal İlişkilerimizde Ne Kadar Ölçülüyüz?

Evlerde tencere kaynar, aile bireyleri doyar. Tabi ki evlerimizde tencerelerimizin kaynaması için alışverişe çıkmamız gerekir. Belirli zaman dilimlerinde market ya da pazar alışverişi yaparak ocağımızdaki tencerenin kaynamasını sağlarız.  Alışveriş sırasında pazardaysak, üç kilo elma, bir kilo ıspanak, yarım kilo sarımsak vb. şeklinde isteklerimizi pazar tezgahında bulunan pazarcıya belirtiriz. Pazarcı da isteklerimiz doğrultusunda tezgahında bulunan terazi ile isteklerimizi ölçerek poşete koyar ve tarafımıza verir. Pazarcının kullanmış olduğu ölçü, kg ya da gr'dır. Pazarcı öyle rast gele poşete elmaları ya da ıspanakları doldurup ölçmeden al sana şu kadar kg elma ya da şu kadar kg ıspanak dememektedir. Alışveriş için markete geldiğimizde  alacağımız ürünlerin paketlerinin üzerinde ne kadar ölçüye sahip olduğunun yazdığını görürüz. Örneğin; bir ay içerisinde ya da belirli süre içerisinde evimize ne kadar un lazımsa o oranda ihtiyacımız olan unu market sepetimize atarız. Market...

Yönetici Atama Yönetmeliği

  Araştırmacı Gözüyle... Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı 5 Şubat 2021 tarihinde Yönetici Atama Yönetmeliğini güncelledi. Yönetmeliğin getirmiş olduğu yenilikler konusunda sayfalarca yazı yazılabilir. Bu yazımda yönetmeliğin eklerinde yer alan yeniden yönetici atama sürecinde kullanılacak olan "EK2 Değerlendirme Formunu" ve bir önceki yönetmeliğin ekinde bulunan yeniden yönetici atama sürecinde kullanılan "EK1 Değerlendirme Formunu" karşılaştıracağım. Karşılaştırmayı çok geniş tutmayacağım.  Okul Müdürlüğünde geçen hizmet yılını ölçüt alarak  ödüllerin, yüksek lisansın ve yeniden kendi okulunu tercih edecek yöneticiye verilecek ek puanı önceki yönetmelik ve yeni yönetmelik açısından değerlendireceğim. ÖDÜL Eski yönetmelikte  başarı belgesi olan bir yönetici için 1/0.36= 2.7  sene okul müdürlüğü görevinde geçen süreye denk geliyordu Yeni yönetmelikte  başarı belgesi olan bir yönetici için 1/2 =  0.5  sene okul müdürlüğü görevinde geçen süreye...

Robotlar Geliyor

  "Hiroşima" hatırlarsınız ki 1945 yıllıda 2. Dünya Savaşı'nda atom bombasının düştüğü, yerle bir olan Japonya'nın bir kenti. Aynı şekilde Japonya'nın başka bir kenti olan Nagazaki de atom bombasından nasibini aldı. 143000'e kişiye yakın insan atom bombasının düştüğü an ve sonrasında hayatını kaybetti. Adeta bir cehennem sıcaklığı ve yanıklığı havasında.... Japonya atom bombasının düştüğü alanları müze yaptı. Japonya; çocuklarına ne zorluklar çektiklerini, şimdi ne durumda olduklarını, gelişimin/dönüşümün önemini ve dünyada güçlü bir devlet olabilmelerinin koşullarını bu müzelerde büyük bir OLGUNLUKLA anlatmakta.. Olgunlukla sözcüğünü neden büyük harfle yazdım? Büyük bir ciddiyetle demek istedim. Sütten azı yanan, yoğurdu üfleyerek yer misali... Nereden nereye? Youtube'de gezinirken, bir video karşıma çıktı. izlemem herhâlde, bir bakayım düşüncesi ile tıkladım. Videoyu sonuna kadar da izledim. Sanırım yakın geleceğin teknolojisini Japonya kurguluyor. Sağ o...

Kafamıza Çip Takacaklar

Elon Musk, namıdiğer dünyanın en zengin insanı. 2016 yılında "Neuralink" adlı projesi kapsamında  insan beynine takılacak çipi tanıtmıştı. Bu çip insan beyni ile bilgisayar arasında bağlantı kurmayı amaçlıyor. Çip kafatasımızın üstünde yer alan derimize yerleştirilecekmiş. Çip ile beynimiz arasındaki bağlantıyı saç telinden bile ince kablolarla kurulacakmış. Hatta bu çipin insana takılması ufak bir operasyonla gerçekleşiyormuş. Operasyon dediysem. Çip, anestezi uygulaması bile yapmadan "Neuralink ameliyat robotu" hüneri ile insan beynine takılacakmış. Peki ne olacak? Çip beynimizle olan bağlantısı sayesinde beynimizin sinyallerini alıyor ve bu sinyalleri elektronik cihazlara aktarıyor. Projenin deneklerinden biri domuzmuş. Çip domuza takılıyor ve domuzun beyninden gelen sinyaller bilgisayara aktarılıyor. Peki, çip takılan domuza ne oldu? Çip, domuza herhangi bir yan etkide bulunmamış. İlaçların yan etkilerinden korkarken başımıza neler takacaklar?  Bu arada, çipin g...

Okuma!

 Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!  [ Francis Bacon] Şimşekleri üstüne en çok 'Oyunları bozanlar' çeker !.. " -Malcolm X

Şu "An"ın Koşulları ile Tarih Yazmak

"Tarih zamanın şartlarına göre değerlendirilmeli." ifadesi Tarih derslerinde kült olmuştur. Peki, zamanın şartları nasıl oluşuyor? Geçmişi oluşturan zamanın şartları da bir "an"dır. Şimdi yaşadıklarımız yani şu "an", ilerleyen süreçte tarih olacaktır. "Tarih yazmak" deyimini uygulanır hale getirmek ise yaşadığımız şu "an"ın nasıl olduğu ile ilgilidir. Şu "an", bireysel ve toplumsal olarak kaliteli ve önemli işleri içerisinde barındırıyorsa "Tarih yazmak" deyimini somut hale getirmek olanaksız değildir.  "Tarih yazmak" için şu "an"ı iyi değerlendirmek gerekir. Şu "an"da yaşayan anne karnındaki bebekten, torunlarını seven bir dedeye kadar, insanları iyi analiz etmek gerekir. İnsanların hayallerini, ihtiyaçlarını, yaşam şekillerini, beklentilerini, yaptıklarını, yapabildiklerini ve bir çok özelliğini çok iyi değerlendirmekten bahsediyorum. İnsanları iyi değerlendirelim ki toplumsal yaşamda ...

Yeni Nesil Bireyler

Bu yazı ilkokul 1. sınıf ve 8. sınıf seviyeleri arasında çocuğu olan tüm velileri ilgilendirmektedir.... Çocuklarımız anasınıfı ve ardından ilkokul 1. sınıfa başlayarak örgün olarak eğitim öğrenimlerinin ilk basamağına adım atmış bulunuyorlar. Biliyorsunuz ki çocuklarımız ilkokulun ilk üç senesinde yazılı olarak sınavla karşılaşmamaktadırlar. Çocuklarımız ilk sınavlarını ilkokul 4. sınıf ta olmaktadırlar. Sınıf öğretmenleri önceden belirlenen ölçeklerle öğrencileri "Geliştirmeli", "İyi" ve "Çok İyi" olarak değerlendirmektedirler. Öğrencinin derslerde göstermiş olduğu gelişime bütüncül bir şekilde bakılarak bu değerlendirme yapılmaktadır.  Çocuklarımız 5. sınıfa gelmeleriyle birlikte artık ortaokul öğrencisi olmaktadır. Ortaokul seviyesine ulaşan bir öğrencinin önündeki en büyük sınav 8. sınıfta gireceği "Liselere Giriş Sınavı"'dır. Çünkü öğrenciler bu sınav sonucunda almış oldukları puanla okuyacakları liseleri tercih etmektedir. Puan ne kada...

Aşıyı Bulmak da ne? Diş Çıkardım Ben?

Dünyada ve ülkemizde salgına karşı mücadele hız kesmeden devam ediyor. Salgın Dünya’ya Çin’den yayıldı. Çin’e şu an uzaktan bakıldığında, Çinlilerin ülkelerinde salgını kontrol altına aldıkları görülmektedir. Şu an için Dünya genelinde birkaç aşı çeşiti üretildi. Üretilen aşılar insanlara v urulmaya başlandı. Bu aşılardan biri Çin’de üretildi. Belki de Çin'de salgının kontrol altına alınma nedeni  aşıyı uygulamaya koymalarıdır.   Aşılardan biri de Avrupa’da üretildi. Aşıyı üreten Çift Thime Dergisine kapak oldu. Hataylıların gözleri bu çifti bir yerlerden ısırdı. Bu Türk çift, Hatay'da doğan Prof. Uğur Şahin ve Prof Özlem Türeci’ydi. Yakın tarihte Aziz Sancar'ın Nobel Ödülünü almasından sonra bir kez daha bilimsel çalışmalar sonucu bizlerin göğsü kabardı.  Gazeteci, Şahin çiftine sorar: “Aşıyı bulduktan sonra kutlamayı nasıl yaptınız?” Şahin çifti “Evimize gittik ve çay içerek kutladık.” Cevabını verdi. Bu arada ufak bir araştırmayla Şahin çiftinin arabalarının olmad...

Ya Sonra, Ne Olacağız?

Yıllar önce dünyada okuryazarlık beceresi ulaşılması istenen büyük bir beceriydi. Ülkeler okuryazar insan sayılarını ölçüt alıp gelişmişlik düzeyleri ile birbirleriyle yarışıyorlardı.  Okuryazar insan sayısı oranlarıyla yarışıldığı yıllarda insanlar okuryazar olmadan günlük hayatlarını sorunsuzca yaşayabiliyorlardı. Çünkü insanların iletişim ağı şimdi olduğu gibi geniş değildi. Belirli mekanlarda belirli insanlarla belirli uyarıcılarla zaman akıp gidiyordu  Okuryazar olmak ve birçok bilgiye sahip olmak bireysel ve toplumsal olarak büyük bir gücü temsil ediyordu. Ya şimdi, Okur olmak yeter mi? Yazar olmak yeter mi? Çok bilgiye sahip olmak yeter mi?  Ya şimdi ne olmak gerekiyor? Ya sonra ne olacağız?

Onun Arabası Var. Güzel Mi Güzel

 Geçtiğimiz hafta Nuri Bilge Ceylan 62 yaşına ayak basmış. Mevzuya girmeden önce “özeleştiri geliştirir”  diyerek, Nuri Bilge Ceylan'ın şu sözlerini hatırlamamızda fayda var. "Mütevazılık hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız, saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz." Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerini tartışmaya açmakta fayda var. Bu tartışmayı başka bir yazı başlığında yapabiliriz. Sizlere üzerinde düşündüğüm bir konu hakkında yazacağım.  Arabalarımız, evlerimiz yani maddi hayat hakkında. Onun arabası var, güzel mi? güzel. güzel şarkıydı. Söz ve müziği Mustafa SANDAL'a ait olan şarkı, Mustafa SANDAL'ın  90'lı yıllarda çıkan albümünde yer almaktadır. Şarkı çıktığı yıllarda bir çok kişinin ağzına dolanmıştır. Şarkının klibinde ise Mustafa SANDAL beyaz pantolonu ve ara ara değişen siyah ve beyaz tişörtü ile o yıllarda insanlara garip ve eğlenceli gelen dansını yapmaktadır. Şarkıcının dans yaptığı yerlerin...

Teknolojiyle tükenmek mi? Üretmek mi?

  Teknolojinin ülkeler arası iletişimi kolaylaştırdığını yaşayarak görmüş oldum. Amatörce karalamalar yaptığım blogu ziyaret eden insanların ülkelere göre dağılımı. Teknolojinin insanlığa sunmuş olduğu iletişim uygulamalarını çocuklarımıza çok iyi öğretmenliyiz diye düşünüyorum. Teknolojiyi tüketmekten öte üretmeye katkı sunma açısından kullanmakta fayda var. Aslında bir çok imkanımız var. Yeter ki üzerimizdeki heyecansızlığı atalım. Heyecan, cesaret ve motivasyon ile çok güzel işler çıkartabiliriz. Bu amatör kardeşinizin karalamalarına ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Hatalarım olabilir. Katkılarınızla, sağlık ve ömrümüz olursa, ilerleyen yıllarda  daha güzel yazılar çıkar diye düşünüyorum.  Kalın sağlıcakla. 

Dijital Çağda Eğitim ve Öğretim

Bilginin bir kaynak tarafından bireylere yönlendirilmesi süreciyle bireylerin bilgiyi ezberlemesi ve depolaması dünyanın yapay zeka üzerine çalışmalar yaptığı çağımızda geçerliliğini yitirdiğini birçok uzman yazılarında ifade etmektedir. Yıllar önce bilgiye ulaşmak, bilgi sahibi olmak ve bu bilgiyi sunmak çok kıymetli becerilerdi. Evet, bilgi sahibi olmak çağımızda da önemli!! Ama bazı soruları kendimize sormayı gözardı etmememiz son derece önemlidir. Hangi bilgi? Bilgiye hangi yöntemlerle ulaşmak gerekir? Hangi bilgiyi geçerli kılmak gerekir?  Eğitim öğretim sürecinde gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetleri sadece sınava yönelik, öğrencilerin bir takım bilgileri ezberlemesi ve sınav esnasında dört ya da beş şıktan birini ezberlediği bilgiler doğrultusunda işaretleme yapmasına göre mi planlanıp yürütülüyor? Eğer öyle ise YouTube adlı dijital platformu hatırlamamızda fayda var. Neden mi? YouTube arama motoruna “Uzay”, “üslü sayılar”, “Osmanlı Yükseliş Devri” ve “hız problemleri...